BTC : 82852 ₺ ETH : 2941 ₺ XRP : 1.927 ₺ LTC : 367.9 ₺ USDT : 7.581 ₺ XLM : 0.6039 ₺
  1. Anasayfa
  2. Kripto Para Haberleri
  3. Blockchain Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme: “Blockchain ve Yabancılara Güven” Bilgi Bankası-3

Blockchain Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme: “Blockchain ve Yabancılara Güven” Bilgi Bankası-3

Blockchain Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme: “Blockchain ve Yabancılara Güven” Bilgi Bankası-3
0

Blockchain üzerine sosyolojik bir yaklaşım sunan bu yazımızda Blockchain ve teknoljik uygulamaların günlük hayatımızı nasıl etkilediğini, güven kavramının nasıl değiştirdiğini güncel örnekleri ile okuyacaksınız.


Blockchain ve Yabancılara Güven: Kurumlara Güvenmeyi Bırakıp Yabancılara Güvenmeye Başladık Bilgi Bankası-3

Blok Zincir Teknolojisi (Blockchain) ve kripto paralar hakkında sınırsız kaynak bulmak mümkün. Ama bunlardan en kaliteli olanlarını bulmak ve paylaşmak, en az o içerikleri üretmek kadar önemli.

Dünyaca ünlü TED konuşmalarını çoğumuz duymuşuzdur. Bu konuşmalarda “paylaşmaya değer pek çok fikir” dünya ile buluşuyor. Hepimizin çok istifade ettiği bu konuşmaların ilgi alanımız olan Kripto paralar ve blockchain teknolojisi hakkında olanlarını burada sizlerle paylaşmak istiyoruz.

koinmedya_brave

Bir yazı dizisi halinde yapmaya çalışacağımız bu paylaşımlarda, internette dağınık halde bulunan bilgileri bir başlık altında toplamayı amaçlıyoruz. Sadece TED konuşmaları değil, bu konuda uzmanların yapmış olduğu yorumları ve değerlendirmeleri içeren videoları Türkçe çevirileriyle birlikte sizlerin istifadesine sunuyoruz.

Bu serinin üçüncü yazısı huzurlarınızda.

Bu yazıda yeni teknoljilerin nasıl insanların birbirine ve kurumlara olan güven algısını değiştirdiğini günlük hayattan örneklerle görme fırsatı bulacaksınız. Şahsen çok istifade ettiğim bu konuşmanın sosyolojik olarak yaptığı tespitler bu alanda çalışanlar akademisyen ve yazarların ayrıca dikkatini çekecektir.

Keyifli okumalar!…

Blockchain üzerine sosyolojik Blockchain Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme: "Blockchain ve Yabancılara Güven" Bilgi Bankası-3Rachel Botsman

Yazar ve Oxford Üniversitesinde misafir Öğretim üyesi olan Rachel Botsman, teknoloji sayesinde oluşan yeni nesil güven kavramının iş, sosyal ve ticari hayatımızı nasıl etkilediğini araştırıyor. Word Economic Forum tarafından Genç Küresel Liderler arasına seçilen yazar, New York TimesThe Wall Street JournalHarvard Business ReviewThe EconomistWIRED ve pek çok platformda köşe yazıları yazıyor.

Konuşma Tarihi: TEDSummit Haziran 2016

Hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

Blockchain Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme: Blockchain ve Yabancılara Güven

Güven hakkında konuşalım. Hepimizin bildiği gibi güven esastır ama konu insanlara güvenmeye geldiğinde, daha derin şeyler oluyor. Eğer daha önce Airbnb’de misafir veya ev sahibi olduysanız lütfen elinizi kaldırın. Çok fazla kişi! Kimlerin Bitcoin’i var ? Hala çok kişi. Daha önce eş bulmak için Tinder kullandıysanız lütfen elinizi kaldırın. Bunu saymak zor çünkü şu şekilde yapıyorsunuz.

Tüm bunlar, bize bilinmeyen insanlara, şirketlere ve fikirlere güvenmemizi sağlayan yeni mekanizmaların nasıl yaratıldığının örnekleridir. Fakat aynı zamanda, kurumlara– bankalara devlete hatta kiliselere– duyulan güven zedeleniyor. Peki neler oluyor burada ve kime güveniyorsunuz?

“Güven sıçraması, bizim devamlı olarak yaptığımız yoldan farklı olarak bir şeyi yapmak için risk aldığımızda meydana gelir”

Fransa’da komik isimli bir platformla yani bir şirketle başlayalım, BlaBlaCar. Uzak mesafeli yolculukları paylaşmak isteyen sürücüleri ve yolcuları eşleştiren bir platform. Ortalama gidilen yol 320 kilometre. Yani yol arkadaşınızı akıllıca seçmek için güzel bir fikir. Sosyal profiller ve yorumlar insanların seçim yapmasına yardımcı olmaktadır. Sigara içip içmediklerini, ne tür müzik sevdiklerini, yolculuğa köpeklerini getirip getirmeyeceklerini görebiliyorsunuz. Fakat kilit sosyal tanımlayıcı arabada ne kadar konuşacağınızdır.

Bla, çok konuşmayacaksınız, Bla bla, biraz gevezelik yapmak istiyorsunuz ve bla bla bla, Paris’ten Londra’ya yol boyunca hiç susmayacaksınız.

Bu fikrin işe yarıyor olması şaşırtıcı, değil mi? Çünkü bu durum çocukken çoğumuza öğretilen şu öğüde ters: asla bir yabancının arabasına binme. Şu anda her ay 4 milyonun üzerinde insan BlaBlaCar ile seyahat ediyor. Yani EuroStar ve JetBlue havayollarının yolcu sayısından daha fazla. BlaBlaCar, teknolojinin nasıl dünyanın her yerinden milyonlarca insanın güven sıçraması yapmasını sağladığının güzel bir örneğidir.

Blockchain üzerine sosyolojik açıdan daha çok kafa yormalıyız

Güven sıçraması, bizim devamlı olarak yaptığımız yoldan farklı olarak bir şeyi yapmak için risk aldığımızda meydana gelir. Şimdi hep birlikte gözümüzde canlandırmaya çalışalım. Tamam. Gözlerinizi kapatmanızı istiyorum. Burada gözlerini bana dikmiş bir adam var. Büyük kırmızı çemberdeyim, görebiliyorum. Bu yüzden gözlerinizi kapatın

Ben de sizinle yapacağım. Kendinizle bilmediğiniz bir şey arasında bir boşluk hayal etmenizi istiyorum. Tanımadığınız biri ya da henüz tanıştığınız biri olabilir. Daha önce hiç gitmediğiniz bir yer olabilir. Daha önce hiç denemediğiniz bir şey olabilir. Anladınız mı? Tamam. Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz. Sizin belirginlik alanında çıkmanız ya da bilinmeyen birine veya bir şeye şans vermeniz için sizi boşluğun üzerine çekecek bir güce ihtiyacınız var ve bu dikkat çekici güç güvendir.

Güven anlaşılması zor bir kavramdır ve yine de yaşam fonksiyonlarımız için ona bağımlıyız. Gece ışıkları kapatacaklarını söylediklerinde çocuklarıma güveniyorum. Beni buraya emniyetli bir şekilde getiren pilota güvendim. Bu, çok fazla kullandığımız bir kelime ama gerçek anlamını ve hayatımızın farklı alanlarında nasıl işe yaradığını düşünmeden kullanıyoruz.

Aslında güvenin yüzlerce anlamı var ve birçoğu ne ölçüde işlerin doğru gideceğine yönelik bir tür risk değerlendirmesine indirgenebilir. Ama ben bu tanımı sevmiyorum, çünkü bu güveni rasyonel ve tahmin edilebilir kılıyor ve diğer insanlarla iletişim kurabilmek için bizi cesaretlendiren, bir şeyler yapmamızı sağlayan güç anlamına gelmiyor.

Ben güveni biraz farklı tanımlıyorum. Bilinmeyenle kuvvetli ilişki olarak tanımlıyorum. Güvene bu açıdan baktığınızda belirsizliklerle baş edebilmek için, inancımızı yabancılarla paylaşmak için, ileriye gitmeye devam etmek için niçin benzersiz bir yetenek olduğunu açıklamaya başlıyor.

İnsanoğlu güven sıçraması konusunda fevkaladedir 

İnsanoğlu güven sıçraması konusunda fevkaladedir. Kredi kartı bilgilerinizi internette paylaştığınız ilk anı hatırlıyor musunuz? Bu bir güven sıçramasıdır. Babama eBay’den ikinci el lacivert bir Peugeot almak istediğimi söylediğimde satıcının adının “Görünmez Sihirbaz” olduğunu ve bunun iyi bir fikir olmadığını söylediğini açıkca hatırlıyorum.

Benim işim ve araştırmalarım teknolojinin toplumun sosyal bağını nasıl insanlar arasındaki güvene dönüştürdüğüne odaklanıyor ve büyüleyici bir çalışma alanı. Çünkü hala bilmediğimiz çok fazla şey var. Mesela, kadınlar ve erkekler dijital ortamda farklı şekilde mi güveniyor? Yüz yüze inşa ettiğimiz güven sanal ortama aynen aktarılabilir mi? Güven aktarılabilir mi? Yani Tinder’da eş bulmaya inanıyorsanız, BlaBlaCar’da da araç bulacağınıza inanma eğiliminde mi olursunuz?

Fakat yüzlerce ağ ve piyasa çalışmasında, insanların takip ettiği tek bir ortak nokta var ve ben buna “güven yığınına tırmanma” diyorum. BlaBlaCar örneğini canlandırmama izin verin. İlk aşamada, fikre güvenmek zorundasınız. Yani araç paylaşma fikrinin güvenli ve denemeye değer olduğuna güvenmek zorundasınız. İkinci aşama bir şeyler ters gittiğinde BlaBlaCar’ın size yardım edeceği konusunda platforma güvenmek. Ve üçüncüsü diğer kişinin güvenilir olup olmadığı hakkında biraz bilgi elde etmek.

Şimdi, ilk defa güven yığınına tırmanıyoruz, garip hatta riskli hissettiriyor, ama artık bu fikirlerin tamamen normal göründüğü noktaya ulaştık. Davranışlarımız dönüşür, genelde daha çabuk bir biçimde. Başka bir deyişle, güven değişime ve yeniliğe olanak sağlar.

Düşünmenizi istediğim, ilgimi çeken bir konu var; Toplumdaki bireylerin ana bozulma alanlarını ve değişimini güven objektifi ile daha iyi anlayabilir miyiz? Görüyoruz ki güven kavramı insanlık tarihinin sadece üç önemli bölümünde evrim geçirdi: Yerel, kurumsal ve şu anda içine girdiğimiz dağınık dönem.

Zaman Değiştikçe Güven Kavramı Yeniden Şekilleniyor

Güven uzun yıllar boyunca 1800’lerin ortasına kadar sıkı dokunmuş ilişkiler etrafında oluşurdu. Diyelim ki buradaki dinleyicilerin ilk beş sırası ile bir köyde yaşıyoruz ve birbirimizi çok iyi tanıyoruz ve diyelim ki para ödünç almak istedim. Gözlerini bana diken adam belki bana borç verir ve eğer geri ödemezsem, hepiniz riskli olduğumu bileceksiniz. Adım kötüye çıkardı ve tekrar benimle iş yapmak istemezdiniz. Güven genelde yereldi ve sorumluluğa dayanıyordu.

Ondokuzuncu yüzyılın ortalarında, toplum bir çok büyük değişim yaşadı. İnsanlar Londra ve San Francisco gibi hızla büyüyen şehirlere taşındı ve yerel bankerler yerini bizi bireysel olarak tanımayan büyük şirketlere bıraktı. Güvenimizi yasal sözleşmeler, düzenlemeler ve sigortalar gibi otoritenin kara kutu sistemine yerleştirdik ve diğer insanlara daha az güvenmeye başladık. Güven kurumsal ve görev tabanlı oldu.

Kurumlardaki ve bir çok kurumsal markadaki güvenin nasıl hızla azaldığı ve azalmaya devam ettiği çok konuşulan bir konu. Büyük güven ihlalleri karşısında sersemlemiş durumdayım: News Corporation’ın telefonları hacklemesi, Wolkswagen emisyon skandalı, Katolik Kilisesinin geniş çaplı suistimalleri, büyük ekonomik kriz sonrası sadece bir cimri bankerin hapse atılması gerçeği, veya zenginlerin sınır ötesi vergi sistemini nasıl sömürdüklerini açığa çıkaran Panama Belgeleri. Ve beni gerçekten şaşırtan şey şu, neden güvenimizi kıran liderler için özür dilemek, ama içten gelen özrü kastediyorum, bu kadar zor?

Kurumsal güven artık işe yaramıyor diyerek sonuca varmak kolay olurdu çünkü yalancı seçkin sınıfın katıksız yüzsüzlüklerine doyduk. Şu an olanlar ise kurumların yapısını ve büyüklüğünü sorgulamaktan daha derine gidiyor. Kurumsal güvenin, dijital çağ için dizayn edilmediğini fark etmeye başlıyoruz. Güvenin nasıl inşa edildiğinin, yönetildiğinin, kaybolduğunun ve onarıldığının -markalarda, liderlerde ve tüm sistemlerde- gelenekleri alt üst oldu.

Şu anda bu çok heyecan verici, ama korkutucu da çünkü bizi müşterilerimize, çalışanlarımıza hatta sevdiklerimize olan güvenimizin nasıl inşa edildiğini ve yok edildiğini tekrar düşünmeye itiyor.

Güveni Karşılıklı Olarak Teyit Edecek Platformlar Kuruluyor

Geçen günlerde uluslararası lider bir otel markasının CEO’su ile konuşuyordum ve çoğu zaman olduğu gibi Airbnb konusuna daldık. Airbnb’nin başarısından etkilendiğini itiraf etti. Birbirlerine güvenen yabancıların gönüllülüğüne dayanan bir şirketin 191 ülkede bu kadar iyi çalışması onu çok şaşırtmıştı. Ona bir şey itiraf etmek istediğimi söyledim ve bana biraz garip bir halde baktı ve dedim ki: -eminim bunu bir çoğunuz yapıyordur- Oteldeyken havlular ile işim bittiğinde onları tekrar asma gereği duymuyorum, fakat bunu asla Airbnb’de konaklarken yapmam. Airbnb’de misafirken bunu asla yapmamamın sebebi misafirlerin ev sahipleri tarafından puan verileceğini ve bu puanların gelecekteki seyahatlerini etkileyebileceğini bilmesi. Bu online güvenin davranışlarımızı gerçek hayatta nasıl değiştirdiğine, bizi nasıl hayal edemeyeceğimiz kadar daha sorumlu yaptığına basit bir örnek.

Otellere veya geleneksel otorite biçimlerine ihtiyacımız yok demiyorum. Ancak toplum aracılıyla güvenin akışının değiştiğini inkar edemeyiz ve kurumsal güven tarafından tanımlanan 20. yüzyıldan ayrılıp dağınık güven ile doldurulacak 21. yüzyıla doğru giderken bu, büyük değişimi yaratıyor.

Güven artık yukarıdan aşağı değil. Bağımsızlaşıyor ve tersine dönüyor. Artık doğrusal ve şeffaf değil. Güven için yeni tarif ortaya çıktı ki; güven bir kez daha insanlar arasında dağıtılıyor ve sorumluluğa dayanıyor. Bu değişim, Bitcoin’ni destekleyen yaratıcı cebir teknolojisi blockchain’nin ortaya çıkmasıyla hızlanacak. Şimdi dürüst olalım, blockchain’nin çalışma şeklini anlamak hayret verici. Süreç gerektirmesinin sebeplerinden biri korkunç isimlere sahip bazı karmaşık kavramlar. Kriptografik algoritmalar ve özet fonksiyonlar, işlemleri doğrulayan insanlar — hepsi Satoshi Nakamoto isimli gizemli biri veya birileri tarafından yaratıldı. Bu şimdiye kadar gerçekleşmemiş bir güven sıçramasıdır.

“Blockchain: bir şeyler hakkında emin olmanın büyük zinciri”

Ama bunu hayal etmeye çalışın. “The Economist” basit bir şekilde blockchain’i bir şeyler hakkında emin olmanın büyük zinciri olarak tanımlıyor. Tanımlayabileceğim en kolay yol bu tablo olarak hayali bloklardır ve ve bunlar varlıklarla doldurulmuştur. Bu nedenle bir mülkiyet unvanı olabilir. Mal ticareti olabilir. Şarkı telif hakkı gibi yaratıcı bir kazanç olabilir. Her zaman bir şey bir yerden hareket edipbaşka birine kaydedildiğinde varlık transferi zaman damgalıdır ve kamusal olarak blockchain’e kaydedilmiştir. Bu kadar basit. Doğru.

Yani blockchain’in gerçek manası, avukat gibi veya güvenilir bir aracı kurum gibi üçüncü kişilere olan ihtiyacı değişimi kolaylaştırmak için ortadan kaldırmaktır. Eğer güven yığınına geri dönersek, hala fikre güvenmek zorundasınız, platforma güvenmek zorundasınız, ama geleneksel biçimde diğerlerine güvenmek zorunda değilsiniz.

İmalar büyük. Aynı şekilde internet rüzgarı bilgi çağının herkesçe ulaşılabilir olması için kapıları açıyor, blockchain global çerçevede güven konusunda köklü değişiklikler yapacaktır.

Şimdi, Uber’den bahsetmek için bilerek sona kadar bekledim, çünkü bu tartışmalı ve çok kullanılan bir örnek, ancak yeni güven dönemi için güzel bir vaka. Şimdi dağınık güvenin suistimal edildiği durumları göreceğiz. Bunu daha önce gördünüz ve bu, korkunç şekilde ters gidebilir. Tüm dünyada taksicilerin güvenilir olmadığını iddia ederek hukümetlerin Uber’i yasaklamalarını sağlamaya çalışmalarına şaşırmıyorum. Protestoların olduğu gün Londra’daydım. İngiltere ticaret bakanı Matt Hancock’un bir tweetine denk geldim.

Şöyle yazmıştı: Herkesin Konuştuğu Uber hakkında bilgisi olan var mı ?

Şimdiye kadar hiç duymadım.”

Şimdi, taksi dernekleri, güven kümesinin ilk katmanını meşru kıldılar. Elemine etmeye çalıştıkları fikri meşru kıldılar ve kaydolma 24 saatte yüzde 850 arttı. Şimdi, bu, güven kaymasının nasıl davranış ve tüm sektör çerçevesinde meydana geldiğine gerçekte güçlü bir örnek, hikayeyi geriye döndüremezsin. Her gün beş milyon insan güven sıçraması yaşıyor ve Uber ile yolculuk yapıyor. Çin’deki araç paylaşma platformu Didi’de her gün 11 milyon sürüş katediliyor. Bu saniyede 127 sürüş eder ve bu da kültürler arası bir fenomen olduğunu gösteriyor.

Şaşırtıcı olan şey ise, yolcuların da sürücülerin de bir isim görmeleri, bir kişinin fotoğrafını ve puanını görmelerinin daha güvende hissettirdiğini söylemeleri. Ve bunu tecrübe etmiş olabilirsiniz, hatta takside biraz daha kibar davranıyorlarmış. Uber ve Didi teknolojinin insanlar arasında daha önce mümkün olmayan güveni nasıl yaratığının ilkel ama güçlü örnekleridir.

Bugün çoğumuz yabancılar tarafından sürülen araçlarda daha rahatız. Eşleştirilmek için sağa kaydırdığımız birisiyle buluşuyoruz. Tanımadığımız insanlarla evimizi paylaşıyoruz.

Bu sadece bir başlangıç, çünkü gerçekleşen gerçek dağılma teknolojik değil. Onun yarattığı şey güven kaymasıdır ve bana düşen insanların yeni nesil güveni anlamalarına yardımcı olmak, bu şekilde doğrusunu yapabiliriz ve daha şeffaf, kapsayıcı ve hesaplanabilir olan sistemleri yeniden düzenleyecek olan fırsatları kucaklayabiliriz.

Çok teşekkür ederim.

Kaynak için tıklayınız.

Bu tercümeyi hazırlayarak bizlere ulaştıran Fatih Yürekli ve Ramazan Şen’e sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

Blok Zincir Teknolojisi (Blockchain) Ekonomileri Nasıl Tamamen Değiştirecek? Bilgi Bankası-1

Blockchain Parayı ve Ticareti Nasıl Değiştiriyor? Bilgi Bankası-2

 

Etiketler: