KoinMedya

Etiket: abd

  • ABD’de Kripto Para Düzenlemeleri: Hester Peirce’den Reform Çağrısı

    ABD’de Kripto Para Düzenlemeleri: Hester Peirce’den Reform Çağrısı

    ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) üyesi ve kripto para görev gücünün başkanı Hester Peirce, Washington D.C.’de düzenlenen kripto saklama etkinliğinde yaptığı konuşmada, ülkedeki kripto para düzenlemelerinin yetersizliğine dikkat çekti. Peirce, mevcut düzenleyici yaklaşımın netlikten uzak olduğunu ve kripto varlıklarla ilgili faaliyet gösteren firmalar için ciddi belirsizlikler yarattığını ifade etti.

    Açılış konuşmasında, Peirce kripto para piyasasındaki firmaların içinde bulunduğu durumu çocukların oynadığı “yer lav” oyununa benzetti. Bu oyunda çocuklar, yere basmadan bir eşyadan diğerine atlayarak lavdan kaçmaya çalışır. Ancak Peirce, ABD’de bu oyunun karanlıkta oynandığını, yani firmaların hangi kurallara uyması gerektiğini bilmeden hareket ettiğini söyledi. “Yasal lavlar arasında, ışık olmadan yön bulmaya çalışıyorlar,” diyerek içinde bulunulan karmaşık durumu vurguladı.

    Peirce, özellikle kripto saklama konusunun büyük bir belirsizlik taşıdığını belirtti. Firmaların dijital varlıkları doğrudan tutmaktan kaçındığını ve bir düzenleyici netlik olmadığı için dolambaçlı yollarla faaliyet göstermeye çalıştıklarını aktardı. Bu durumun, yatırım danışmanlarının müşterilerine en iyi hizmeti vermesini engellediğini dile getirdi. Örneğin, hangi dijital varlıkların menkul kıymet olarak kabul edildiği ya da hangi kurumların nitelikli saklayıcı sayıldığı hâlâ net değil.

    Kripto varlıkların doğası gereği merkeziyetsiz olduğunu hatırlatan Peirce, düzenlemelerin bu yapıya zarar vermemesi gerektiğini savundu. Bazı varlıklar için nitelikli saklayıcılar olsa da, bazıları için bireysel saklama (self-custody) daha güvenli bir seçenek olabilir. Bu sebeple, düzenleyici çerçevenin hem bireysel saklamayı hem de aracı olmadan yapılan işlemleri desteklemesi gerektiğini söyledi.

    Etkinlikte konuşan bir diğer SEC Komiseri Mark Uyeda da, firmaların yasal ve düzenleyici gerekliliklere uygun saklama çözümlerine erişebilmesi gerektiğini belirtti. Uyeda, özellikle dijital varlıkları saklayabilecek eyalet bazlı sınırlı amaçlı güven şirketlerinin “nitelikli saklayıcı” olarak tanınmasını önerdi.

    Yeni SEC Başkanı Paul Atkins ise, blokzincir teknolojisinin sunduğu fırsatların altını çizerek, risk azaltma, şeffaflık, verimlilik ve maliyetleri düşürme gibi avantajlara dikkat çekti. Atkins, dijital varlıklar için net kurallar oluşturmanın öncelikleri arasında olduğunu ve bu konuda Kongre ve Başkan Trump’ın yönetimiyle birlikte çalışacağını belirtti.

    Sonuç olarak, Peirce ve diğer SEC üyeleri, ABD’nin kripto varlıklara yönelik daha açık ve işlevsel bir düzenleyici çerçeveye ihtiyaç duyduğunu savunuyor. Belirsizliklerin azaltılması ve piyasa katılımcılarının desteklenmesi, kripto sektörünün sağlıklı gelişimi için kritik öneme sahip.

    Kripto düzenlemeleri hakkında ne düşünüyorsun?

  • Amerikan İstisnacılığı Çatırdıyor

    Amerikan İstisnacılığı Çatırdıyor

    Onlarca yıldır Amerikan istisnacılığı sadece ABD ekonomisinin değil, küresel finans sisteminin de güven motoruydu. Amerika’nın farklı (ve daha üstün) olduğu inancı; teknoloji değerlemelerinden doların küresel rezerv para olmasına kadar her şeyi destekliyordu. Ama şimdi, Trump’ın ticaret savaşlarını yeniden başlatması ve siyasi kaos ortamı, Goldman Sachs gibi devlerin ve eski BHP ekonomistlerinin bile şu soruyu sormasına neden oluyor:
    👉 Amerikan istisnacılığı sona mı eriyor?


    🔥 Piyasalar Artık Sloganlara Değil Gerçeklere Bakıyor

    Detaylara bakalım:

    • S&P 500, yıl başından bu yana %10 düştü
    • Dolar oynak, Hazine tahvilleri sarsıldı
    • “Muhteşem Yedili” teknoloji hisseleri kan kaybediyor — Tesla %40, Nvidia %20’den fazla, Meta ve Amazon çift haneli düşüşte
    • Vanguard CEO’su Salim Ramji bile itiraf ediyor: “Fon akışlarımızda açıkça görüyoruz.”

    Bu sadece bir teknoloji düzeltmesi değil. Bu, ABD’nin ekonomik güvenilirliğine duyulan inancın zayıflaması.


    🚨 Trump’ın Kaosu = Stratejik Risk

    Trump’ın geri dönüşünden sonra geçen üç ayda olanlar:

    • Gümrük vergisi tehditleri ve belirsiz ekonomik sinyaller
    • Küresel ittifaklarda kırılganlık
    • Siyasallaşmış bir Merkez Bankası ve zayıflayan kurumsal güven

    Amerika’nın bir zamanlar en büyük avantajları olan hukuk devleti, ekonomik istikrar ve uluslararası işbirliği artık pek de sağlam görünmüyor.

    Ve Çin?
    Tüm bu gelişmeleri adeta uzun vadeli stratejilerinin gerçekleşmesi gibi izliyor.


    💬 Salim Ramji: Hâlâ Umutlu

    Tüm bu gelişmelere rağmen, Vanguard CEO’su Salim Ramji, “Amerikan istisnacılığı zirvesine ulaştı mı?” sorusuna sert bir “kesinlikle hayır” yanıtı veriyor. Bu iyimserlik tamamen boş değil—Vanguard bu yıl 117 milyar dolar ETF fon girişi gördü, çoğu ABD odaklıydı.
    Ama Ramji bile bazı sinyalleri kabul ediyor:

    “Müşterilerimiz daima dengede olmalı,” diyor — yani: panik yapmayın ama olanları da görmezden gelmeyin.


    🔮 Büyük Soru: Bu Bir Yeniden Başlangıç mı, Yoksa Geçici Bir Kriz mi?

    Belki bu sadece bir türbülans ve Amerika hâlâ inovasyon, sermaye derinliği ve askeri güçle bu süreci atlatabilir.
    Ya da belki artık daha çok kutuplu bir dünya doğuyor—Amerikan üstünlüğü inancının sorgulandığı bir çağ başlıyor.

    Peki sen ne düşünüyorsun?
    Bu bir dünya düzeni yeniden ayarı mı, yoksa Amerika’nın klasik hikayesi mi: önce dağılır, sonra her zamankinden daha güçlü geri döner?

  • Boeing 737 MAX Uçağının Çin’den ABD’ye Geri Dönüşü: Ticaret Savaşlarında Yeni Cephe

    Boeing 737 MAX Uçağının Çin’den ABD’ye Geri Dönüşü: Ticaret Savaşlarında Yeni Cephe

    ABD ile Çin arasında tırmanan ticaret savaşının etkileri, bu kez sivil havacılık sektörünü doğrudan vurdu. Çin’in önde gelen havayolu şirketlerinden Xiamen Airlines için üretilen yepyeni bir Boeing 737 MAX, teslimat gerçekleşmeden ABD’ye geri döndü. Uçağın Çin’in Zhoushan’daki tamamlama merkezinden Seattle’a kadar olan 8.000 kilometrelik dönüş yolculuğu, yalnızca ekonomik değil, diplomatik anlamda da büyük bir gerilimin sembolü hâline geldi.


    Tarifelerle Gelen Çıkmaz: 1 Uçak 2 Kat Fiyat

    Bu dramatik geri dönüş, ABD’nin Çin’e uyguladığı yeni ithalat vergileriyle doğrudan bağlantılı. Nisan ayında ABD, Çin mallarına uygulanan gümrük vergisini %145 seviyesine çıkarırken, Pekin de misilleme olarak Amerikan ürünlerine %125 vergi getirdi. Piyasa değeri yaklaşık 55 milyon dolar olan bir Boeing 737 MAX, bu tarifelerle Çinli bir alıcıya 100 milyon doların üzerine mal oluyor — bu da teslimatları neredeyse imkânsız hâle getiriyor.

    Üstelik bu durum, sadece tek bir uçağa özgü değil. Boeing’in Çin’deki Zhoushan tesislerinde halen Çinli havayollarına ait birden fazla 737 MAX uçağı park hâlinde bekliyor. Bloomberg’in haberine göre, Çinli yetkililer havayollarına Boeing teslimatlarını durdurmaları talimatını verdi.


    Boeing Zaten Zor Durumda, Çin Pazarı Olmazsa…

    Boeing için Çin, sadece büyük bir pazar değil — aynı zamanda hayatta kalmak için stratejik bir alan. Şirket, 2024 sonu itibarıyla son altı yılda toplamda 51 milyar dolar operasyonel zarar bildirdi. Oysa Çin, Boeing’in uzun vadeli öngörülerine göre önümüzdeki 20 yılda 8.830 yeni yolcu uçağı alacak. Bu hacimden dışlanmak, şirketin toparlanma şansını ciddi şekilde azaltıyor.

    Boeing hâlen tüm ticari uçaklarını ABD’de üretiyor ve ürünlerinin yaklaşık üçte ikisini ihraç ediyor. ABD ekonomisine yıllık 79 milyar dolar katkı sağladığı, yaklaşık 1.6 milyon kişilik dolaylı istihdam oluşturduğu belirtiliyor.


    Yorum: Sivil Havacılıkta “Güvenli Bölge” Kalmadı

    Sivil uçaklar uzun yıllar boyunca ABD-Çin ticaret savaşının dışında tutulmuştu. Ancak son yaşananlar, artık bu alanda da “gümrük duvarlarının” yükseldiğini gösteriyor. Uzmanlara göre, her iki ülke için de kazan-kazan niteliğinde olan uçak alışverişinin politik nedenlerle durması, sadece üreticilere değil, havayolu şirketlerine ve yolculara da zarar verecek.

    Eğer diplomatik bir çözüm bulunmazsa, boş uçakların kıtalar arası gidip geldiği bu dönem, küresel havacılık tarihinde ekonomik irrasyonalitenin yeni bir örneği olarak yerini alabilir.

  • ABD Bitcoin Alacak mı? Galaxy Digital’den Alex Thorn’a Göre Bu Yıl Mümkün

    ABD Bitcoin Alacak mı? Galaxy Digital’den Alex Thorn’a Göre Bu Yıl Mümkün

    2025 yılı, dijital varlıklar açısından tarihi bir döneme sahne olabilir. Galaxy Digital’in Araştırma Direktörü Alex Thorn, ABD hükümetinin bu yıl Bitcoin satın alabileceğini ve bunun, mevcut bütçe nötr (budget-neutral) mali politikalarını ihlal etmeyeceğini belirtti. Thorn, bu iddialarını Bloomberg Crypto’ya verdiği röportajda ve X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamalarda dile getirdi.

    Bütçe Nötrlüğü ve Bitcoin Alımı

    Thorn’un değerlendirmelerine göre, ABD yönetimi yeni Bitcoin alımlarını Amerikan vergi mükelleflerine ek yük getirmeden gerçekleştirebilir. Bu da mevcut bütçe yapısına dokunulmadan, var olan dijital varlık rezervlerinden faydalanarak yapılabilir. Örneğin, daha önce hükümet tarafından el konulan altcoin’lerin satılmasıyla elde edilecek gelirle Bitcoin satın alınabilir.

    “Bir altcoin’i BTC paritesinde satarsınız ve nakit hiç işin içine girmez,” diyen Thorn, bu yöntemin tamamen nakit akışı gerektirmeden, dolayısıyla bütçe nötrlüğünü bozmadan yapılabileceğini vurguladı.

    Stratejik Bitcoin Rezervi Gündemde

    Trump yönetiminin yayınladığı bir başkanlık emri, ABD’nin Stratejik Bitcoin Rezervi (Strategic Bitcoin Reserve) oluşturmasını öngörüyor. Bu emirde, yalnızca Bitcoin alımına izin verilirken, altcoin’ler için yalnızca satış yetkisi tanınıyor. Ayrıca, bu rezervde bulunan Bitcoin’lerin satılması yasaklanıyor. Bu durum, hükümetin uzun vadeli bir Bitcoin politikası izleme niyetinde olduğunun göstergesi.

    Politik Destek Artıyor

    Thorn’un bu açıklamaları, Galaxy Digital tarafından 2024 sonunda yayımlanan “2025 Kripto Para Tahminleri” raporuyla çelişiyor. Raporda, ABD hükümetinin 2025’te Bitcoin satın almayacağı; ancak elinde bulunan coin’lerle bir rezerv oluşturabileceği öne sürülmüştü. Fakat Thorn’a göre, Trump yönetiminin kripto yanlısı tutumu, bu öngörüleri hızla değiştirebilir.

    Trump, ABD’yi “dünyanın kripto başkenti” yapma sözü verirken; Hazine Bakanı Scott Bessent da Bitcoin’in giderek bir değer saklama aracı haline geldiğini ifade etmişti. Bu da, politik olarak Bitcoin’in daha fazla benimsenmesine zemin hazırlıyor.

    Sonuç: Yeni Bir Rezerv Paradigması mı?

    Eğer ABD, Bitcoin’i resmi rezerv varlıkları arasına katarsa, bu sadece iç politikada değil, küresel ölçekte de parasal sistemlerde köklü değişikliklerin önünü açabilir. Alex Thorn’un da belirttiği gibi, bu tür bir hamle artık sadece bir teori değil, uygulanabilir bir strateji haline geliyor. Mevcut jeopolitik ve ekonomik belirsizlikler göz önüne alındığında, Bitcoin gibi merkeziyetsiz bir varlık, hükümetlerin ilgisini daha da fazla çekebilir.

  • Trump, Fed Başkanı Powell’ı Yine Hedef Aldı: “Too Late Jerome’un Görevden Alınması Çok Yakında!”

    Trump, Fed Başkanı Powell’ı Yine Hedef Aldı: “Too Late Jerome’un Görevden Alınması Çok Yakında!”

    ABD Başkanı Donald Trump, Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell‘ı bir kez daha sert sözlerle eleştirdi ve görevden alma tehdidinde bulundu. Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada Powell’ı “Too Late Jerome” (Çok Geç Kalan Jerome) olarak adlandıran Trump, faiz indirimine yanaşmamasını “kabul edilemez bir başarısızlık” olarak tanımladı.

    📉 “Faizleri Çoktan İndirmeliydi”

    Trump, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yedinci kez faiz indirimi hazırlığında olduğunu hatırlatarak, Powell’ın hâlâ harekete geçmemesini “ekonomik vizyonsuzluk” olarak nitelendirdi:

    “Too Late faizleri çoktan indirmeliydi. Şimdi bile indirmiyor. Görevden alınması artık gecikmemeli!”

    Bu sert çıkış, Powell’ın bir gün önce yaptığı açıklamalardan sonra geldi. Fed Başkanı, ekonomiyle ilgili değerlendirmelerinde ABD’nin çifte hedefi olan düşük enflasyon ve güçlü istihdamı dengelemekte zorlandığını söyledi. Özellikle Trump’ın ticaret savaşlarının bu dengeyi daha da karmaşık hâle getirdiğini vurguladı.

    ⚖️ Powell: “Enflasyon ve İstihdam Arasında Denge Gerek”

    Powell açıklamasında, uygulanan tarifelerin fiyatları yükselttiğini, buna karşılık istihdamda da kırılganlık oluştuğunu belirtti:

    “Fiyatlar yükselirken istihdam baskı altındaysa, her iki hedefin ne kadar uzağında olduğumuzu değerlendirmemiz gerekecek.”

    Ayrıca mevcut belirsizliklerin faiz indirimi için acele etmeyi doğru kılmadığını belirten Powell, “daha fazla netlik beklemeye hazırız” dedi. Hatta ünlü film karakteri Ferris Bueller’dan alıntı yaparak, ekonomik dinamiklerin ne kadar hızlı değişebileceğine dikkat çekti.

    📊 Trump: “Fiyatlar Düşüyor, Zamanı Geldi”

    Trump ise Powell’ın temkinli yaklaşımına karşı çıkarak, petrol ve temel gıda fiyatlarının düştüğünü, ABD’nin tarifelerle gelir elde ettiğini belirtti. Bu nedenle Fed’in faiz indirimi için daha fazla beklememesi gerektiğini savundu.

    Trump’ın açıklamalarına rağmen, piyasalar karışık sinyaller verdi. Çarşamba günü %2.2 düşen S&P 500 ve %3 düşen Nasdaq, Perşembe sabahı yeniden yükselişe geçti. Nasdaq vadeli işlemleri %1.2 artarken, S&P 500 vadeli işlemleri %1 yükseldi. Bu toparlanmada, Tayvan merkezli teknoloji devi TSMC’nin güçlü bilanço sonuçları etkili oldu.

    🌍 Küresel Piyasalarda Dalgalanma

    Powell’ın açıklamaları yalnızca ABD’de değil, küresel piyasalarda da etkisini gösterdi. Avrupa hisse senetleri düşüş yaşarken, ABD doları güçlendi, altın ise rekor seviyelere ulaştı. Özellikle ECB’nin yeniden faiz indirimine gitmesi beklentisi, Euro’yu baskı altına aldı.

    • STOXX 600 endeksi %0.4 düştü, ancak haftalık bazda hâlâ %4.2 kazançta.
    • Euro/Dolar paritesi %0.25 düşerek 1.1372’ye geriledi.
    • Altın fiyatı, güvenli liman talebiyle yükselişe geçti.

    💬 Son Söz: Yeni Bir Powell Krizi mi?

    Trump ile Powell arasındaki gerginlik ilk değil. Ancak Başkan Trump’ın bu kez doğrudan “görevden alma” tehdidinde bulunması, Fed’in bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Powell’ın sabırlı duruşu, siyasi baskılara karşı “bağımsız para politikası” ilkesine sıkı sıkıya bağlı olduğunu gösteriyor.

    Trump’ın sabırsızlığı ile Fed’in temkinli yaklaşımı arasındaki bu mücadele, sadece faiz oranlarını değil, aynı zamanda küresel yatırımcı güvenini de etkiliyor.

  • ABD-Çin Ticaret Savaşı Tırmanıyor: Trump’tan %245’lik Gümrük Tarifesi Şoku

    ABD-Çin Ticaret Savaşı Tırmanıyor: Trump’tan %245’lik Gümrük Tarifesi Şoku

    ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e yönelik ithalat vergilerini %245 seviyesine çıkaran yeni bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Beyaz Saray’ın Salı günü duyurduğu kararname, çelik ve alüminyum üzerindeki önceki muafiyetleri ortadan kaldırarak, ABD-Çin arasındaki ticaret gerilimini tarihsel bir zirveye taşıdı.

    Trump’ın ifadesiyle, bu adım Çin’in Amerika’ya karşı gösterdiği “saygı eksikliği”ne bir yanıt niteliğinde. Ancak piyasalarda bu kararın küresel ekonomik büyümeye yeni bir darbe vuracağına dair endişeler artıyor.


    📈 Tarifelerin Serüveni: 20’den 245’e Giden Yol

    Beyaz Saray tarafından yayımlanan bilgi notuna göre, ticaret savaşı Trump’ın göreve gelir gelmez Çin’e %20 gümrük vergisi uygulamasıyla başladı. Bu vergi, 2 Nisan’da gelen %34’lük artışla devam etti. Çin’in karşılık verme tehdidi üzerine %50 daha eklenen tarife, ABD’nin Çin ithalatlarına uyguladığı toplam yükü %104’e çıkardı.

    Ancak bu karşılıklı misilleme döngüsü burada bitmedi. Çin, ABD mallarına uyguladığı vergileri %84’e çıkarınca, Washington da tarifeleri %125’e yükseltti. Son olarak, iki tarafın 145% ve ardından 125%’lik misillemeleriyle süreç kontrolden çıktı ve ABD’nin Çin’den ithal ettiği mallara uyguladığı toplam vergi oranı %245’e ulaştı.

    “Çin bizim paramıza ihtiyaç duyuyor. Anlaşma yapmak zorunda değiliz.”
    Donald Trump, ABD Başkanı


    ⚙️ Yürürlüğe Giren Yeni Başkanlık Kararnameleri

    Trump yalnızca ithalat tarifelerini artırmakla kalmadı. Aynı zamanda bakır, kereste ve nadir toprak elementleri gibi ithal ürünlerin ABD’nin ulusal güvenliğine etkilerini araştırmak üzere bir dizi yürütme emri yayımladı.

    Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 1962 tarihli Ticaret Genişleme Yasası’nın 232. maddesi kapsamında yeni bir soruşturma başlatacak. Amaç, ABD’nin stratejik materyalleri ithalata ne ölçüde bağımlı olduğunu tespit etmek ve iç üretimi teşvik edecek önlemleri hayata geçirmek.

    Bu adımlar, Çin’in bu hafta altı nadir toprak metalinin ve mıknatısların ihracatını askıya almasına doğrudan bir yanıt niteliğinde.

    “Yabancı üreticiler, arz zinciri üstünlüklerini ABD’ye karşı jeopolitik koz olarak kullanıyor.”
    Beyaz Saray Açıklaması


    📊 Çin Büyümeye Devam Ediyor: %5,4 ile Sürpriz Q1 Performansı

    Trump’ın agresif ticaret hamlelerine rağmen Çin ekonomisi ivme kaybetmedi. Çin Ulusal İstatistik Bürosu’na (NBS) göre, 2025’in ilk çeyreğinde Çin ekonomisi %5,4 büyüdü. Bu oran, hem yıllık hedefin (%5) hem de Reuters anketine katılan analistlerin tahminlerinin (%5,1) üzerinde gerçekleşti.

    NBS Başkan Yardımcısı Sheng Laiyun, bu olumlu veriye rağmen zayıf iç talep ve dışsal baskılar konusunda uyarıda bulundu. Çin’in mevcut büyümesinin sürdürülebilir olması için ekonomik temelin sağlamlaştırılması gerektiğini vurguladı.


    🧭 Anlaşma Ufukta Görünmüyor

    Her iki liderin de uzlaşmaya yanaşmayan tutumu, anlaşma ihtimalini zayıflatıyor. Xi Jinping, ekonomik özerkliği savunurken, Trump “sertlik politikası” ile pazarlık gücünü artırmaya çalışıyor.

    Öte yandan, Uluslararası Para Fonu (IMF) bu gelişmelerin küresel resesyonu tetikleyebileceği konusunda uyarıyor. Ticaret savaşının artık sadece ABD ve Çin ekonomilerini değil, küresel tedarik zincirlerini ve gelişmekte olan ülkeleri de tehdit ettiği belirtiliyor.


    📝 Sonuç: Yeni Bir Ticaret Soğuk Savaşı mı?

    Trump yönetiminin son ticaret hamlesi, Çin ile ABD arasındaki ekonomik rekabeti daha da alevlendirdi. Bu sadece bir vergi savaşı değil; aynı zamanda jeopolitik bir bilek güreşi.

    Önümüzdeki haftalar, Washington’un tarifeleri daha da artırıp artırmayacağını ve Pekin’in yeni misillemelerle karşılık verip vermeyeceğini gösterecek. Ancak bir gerçek var: küresel ekonomi yeni bir belirsizlik dalgasına girmiş durumda.