KoinMedya

Etiket: abd

  • Hindistan’dan ABD’ye Ticaret Misillemesi: WTO’ya Resmî Bildirim Gönderildi

    Hindistan’dan ABD’ye Ticaret Misillemesi: WTO’ya Resmî Bildirim Gönderildi

    Hindistan, ABD’nin çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği yüksek gümrük vergilerine yanıt olarak, Amerikan menşeli ürünlere yönelik tarifeleri artıracağını Dünya Ticaret Örgütü’ne (WTO) resmen bildirdi. Bu adım, Trump yönetiminin uyguladığı ticaret politikalarına karşı Hindistan’ın ilk doğrudan tepkisi olarak dikkat çekiyor.

    ABD’nin Gümrük Vergileri Krizi Tetikledi

    ABD, Mart ayında yaptığı açıklamayla, tüm çelik ithalatına %25 ve alüminyuma benzer oranlarda ek vergi getirdiğini duyurdu. Trump yönetimi bu kararın gerekçesini “ulusal güvenlik” olarak sunarken, Hindistan bu açıklamayı “ticareti koruma önlemleri” kapsamında değerlendirerek tepki gösterdi. New Delhi yönetimi, bu vergilerin dünya ticaret kurallarını ihlal ettiğini ve Hindistan’ın ihracatını ciddi biçimde etkilediğini belirtti.

    7.6 Milyar Dolarlık Kayıp

    Hindistan’ın WTO’ya sunduğu belgede, söz konusu vergilerin 7.6 milyar dolarlık ihracat kaybına yol açtığı ve bu durumun Amerikan ithalatçılarına da 1.91 milyar dolarlık ek maliyet getirdiği vurgulandı. Bu maliyetler, Hindistan menşeli ürünlerin ABD pazarında rekabet gücünü düşürüyor.

    Misilleme WTO Kurallarına Uygun

    WTO kuralları, bir ülkenin haksız ticaret uygulamalarına karşılık olarak, belirli koşullarda taahhüt ettiği gümrük indirimlerini askıya almasına izin veriyor. Hindistan da bu çerçevede, ABD’den ithal edilen benzer değerdeki ürünlere karşılık vergi artırımı yapacağını duyurdu.

    Ticaret Görüşmeleri Tehlikede

    Bu gelişme, Hindistan ile ABD arasında süregelen ikili ticaret anlaşması müzakerelerini zora sokabilir. Hindistan şimdiye dek diplomasi yolunu tercih etmiş, Trump’ın kişisel olarak eleştirdiği Harley-Davidson motosikletleri ve bourbon viskileri gibi ürünlerde gümrük vergilerini düşürmüştü. Ayrıca 8.500 sanayi ürünü için genel ithalat tarifelerinde indirime giderek, ABD ile daha yakın ticari ilişkiler kurma niyetini göstermişti.

    Ancak ABD, Hindistan’ın çabalarına rağmen daha sert bir tavır aldı ve son olarak Hint ürünlerine %26 oranında vergi tehdidinde bulundu. Trump’ın, ABD-Hindistan ticaretini Keşmir meselesiyle ilişkilendiren açıklamaları da durumu daha karmaşık hale getirdi.

    Hindistan, Sınırlarını Korurken Kuralları Kullanıyor

    Ayrıca Hindistan, yerli sanayiyi korumak için Çin gibi ülkelerden gelen ucuz çelik ithalatına %12 geçici vergi uygulamaya başladı. Bu, Hindistan’ın yalnızca ABD’ye değil, diğer küresel ticaret aktörlerine karşı da proaktif ve kural temelli bir duruş sergilemekte olduğunu gösteriyor.

    Sonuç olarak, Hindistan artık yalnızca iş birliği değil, ekonomik çıkarlarını korumak adına gerektiğinde karşılık vereceği sinyalini de açıkça veriyor. Bu tutum, yalnızca ABD ile ilişkileri değil, küresel ticaret dengelerini de etkileyebilir.

  • Tether, ABD Yargı Yetkisi Altına Giriyor: Yeni Düzenlemeler Ne Anlama Geliyor?

    Tether, ABD Yargı Yetkisi Altına Giriyor: Yeni Düzenlemeler Ne Anlama Geliyor?

    Kripto para piyasasının en önemli yapı taşlarından biri olan Tether (USDT), Amerikan yasaları kapsamında daha sıkı bir denetime tabi tutulmak üzere. Genius Stablecoin Act (Genius Stabil Kripto Para Yasası) adıyla sunulan yeni yasa tasarısı, yalnızca ABD merkezli değil, dünyanın herhangi bir yerinde kayıtlı olan stablecoin (stabil kripto para) ihraççılarının da ABD yargı yetkisi altında düzenlenmesini öngörüyor. Bu durum, şu anda Britanya Virjin Adaları‘nda kayıtlı olan Tether için büyük önem taşıyor.

    Yeni yasa tasarısı, stablecoin’lerin menkul kıymet veya emtia değil, ödeme aracı olarak tanımlanmasını öneriyor. Bu da, stablecoin’lerin bankacılık ve para transferi mevzuatına göre denetleneceği anlamına geliyor. Tether gibi şirketlerin, artık sadece kayıtlı oldukları ülkenin değil, faaliyet gösterdikleri ülkelerin de düzenlemelerine uyması gerekecek. Özellikle ABD’de kullanılan stablecoin’ler için bu durum daha da kritik hâle geliyor.

    Tasarı, stablecoin ihraççılarının Comptroller of the Currency (ABD Para Birimi Denetleme Kurumu) tarafından denetlenmesine olanak tanıyarak, bu şirketlere banka lisansı alma yolunu da açıyor. Bu, kripto dünyasında geleneksel finans ile daha yakın bir entegrasyon anlamına gelirken, aynı zamanda şirketlerin şeffaflık, rezerv kanıtı ve müşteri koruma önlemleri konusunda ciddi yükümlülükler altına girmesi demek.

    Tether ise bu gelişmelere karşı hazırlıksız değil. Şirket, daha önce New York Başsavcılığı ile yaşadığı uzun süren davayı 2021 yılında sonuçlandırmış ve düzenleyicilerle iş birliği yapmaya açık olduğunu göstermişti. Ayrıca yakın zamanda ABD uyumlu bir stablecoin çıkarma planını da duyurdu. Tether’in halihazırda 151 milyar USDT basmış olması ve bu varlıkların büyük kısmının Ethereum ve TRON blokzincirlerinde yer alması, bu yeni düzenlemelerin ciddi bir geçiş süreci gerektireceğini gösteriyor.

    Sonuç olarak, ABD’nin bu düzenlemesi yalnızca yerel değil, küresel stablecoin piyasasını da şekillendirecek güçte. Tether’in ABD yasal sistemine entegre olması, şirketin uzun vadeli sürdürülebilirliği için kritik bir adım olarak değerlendirilebilir. 18 aylık uyum süreci boyunca Tether’in atacağı adımlar, şirketin ABD pazarında kalıcı olup olamayacağını belirleyecek.

  • Roger Stone’dan Tepki: Senatör Mark Kelly’e “İdam” Çağrısı ve Kripto Tartışması

    Roger Stone’dan Tepki: Senatör Mark Kelly’e “İdam” Çağrısı ve Kripto Tartışması

    Amerikan siyasetinde tansiyon, eski Başkan Donald Trump’ın kripto para yatırımlarıyla ilgili tartışmalar nedeniyle yeniden yükseldi. Özellikle Cumhuriyetçi stratejist Roger Stone’un, Demokrat Senatör Mark Kelly için “vatana ihanet” suçlamasında bulunup idam edilmesini istemesi, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bu söylemler, Amerika’daki siyasi kutuplaşmanın ve kripto paraların siyasette nasıl bir araç haline geldiğinin çarpıcı bir örneği olarak görülüyor.

    Senatör Mark Kelly, Başkan Trump’ın “$TRUMP” adlı meme coin’i üzerinden maddi kazanç elde ettiğini ve bunun görevdeki bir devlet adamı için etik dışı olduğunu öne sürerek sert bir eleştiri getirmişti. Bu eleştirilerin ardından Kelly, federal hükümet yetkililerinin kripto para birimleri üzerinden kazanç elde etmesini yasaklayan End Crypto Corruption Act adlı bir yasa tasarısı sundu. Bu yasa; Başkan, Başkan Yardımcısı ve üst düzey kamu görevlilerinin kendileri veya yakın aile bireyleri aracılığıyla kripto para projeleri başlatmasını, desteklemesini ya da bunlardan doğrudan maddi kazanç elde etmesini yasaklamayı amaçlıyor.

    Roger Stone ise bu gelişmeler üzerine sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Mark Kelly’nin Çinli bir şirketle olan geçmiş ilişkilerine dikkat çekti. Stone, Kelly’nin 2013-2016 yılları arasında Çin merkezli Tencent firmasından yatırım alan bir balon teknolojisi şirketinde ortak olduğunu belirtti ve bunun casusluk faaliyetleriyle bağlantılı olabileceğini iddia etti. Bu gerekçeyle Kelly’nin vatana ihanetle yargılanması ve suçlu bulunması durumunda idam edilmesi gerektiğini savundu. Ancak Kelly’nin bu şirketteki hisselerinin 2021’den beri kör bir tröst (blind trust) aracılığıyla yönetildiği ve kendisinin bu yatırımlar üzerinde doğrudan kontrolü olmadığı biliniyor.

    Trump’ın meme coin’inden elde ettiği kazançlar da kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Yaklaşık 320 milyon dolarlık bir gelir elde edildiği iddia edilirken, bu tokenin %80’lik kısmının Trump ailesi ve yakın çevresine ait olması, yatırımcıların Trump’tan siyasi veya ekonomik menfaat sağlama amacı taşıyabileceği şüphelerini artırdı. Dahası, bu yatırımcıların çoğunun yabancı olması ve Trump’ın bu kişilerle lüks yemek davetleri düzenlemesi (ki kişi başı katılım ücreti 1.5 milyon dolar olarak açıklandı), ulusal güvenlik ve çıkar çatışması tartışmalarını da beraberinde getirdi.

    Bu tartışmalar ışığında, bazı Cumhuriyetçi senatörler de konunun ciddiyetine dikkat çekti. Özellikle Wyoming Senatörü Cynthia Lummis ve Alaska Senatörü Lisa Murkowski, görevdeki bir başkanın kripto paralardan doğrudan kazanç elde etmesinin etik olmadığını vurguladı. Bu durum, Cumhuriyetçi Parti içerisinde bile Trump’ın mali faaliyetlerinin sorgulandığını ortaya koyuyor.

    Sonuç olarak, Amerika’da kripto para dünyası ile siyasetin iç içe geçtiği bu süreçte, hem etik hem de hukuki sorunlar kamuoyunun gündeminde olmaya devam edecek gibi görünüyor. Roger Stone’un aşırı söylemleri ise, siyasetin giderek daha sert ve uç noktalara kaydığının başka bir göstergesi.

    Bu olay hakkında kamuoyunun nasıl bir tepki vereceğini düşünüyorsunuz?

  • ABD Temsilciler Meclisi’nden Kripto Düzenlemesi İçin Yeni Taslak

    ABD Temsilciler Meclisi’nden Kripto Düzenlemesi İçin Yeni Taslak

    ABD’de Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri, kripto paralar ve dijital varlıklar için kapsamlı bir düzenleme taslağı hazırladıklarını duyurdu. Pazartesi günü açıklanan taslak, dijital varlık endüstrisi için uzun süredir beklenen yasal netliği sağlama amacını taşıyor.

    Taslağın arkasında, Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler ve Tarım Komiteleri’nden önde gelen Cumhuriyetçi isimler yer alıyor: French Hill (Arkansas), Bryan Steil (Wisconsin), GT Thompson (Pennsylvania) ve Dusty Johnson (South Dakota).


    “Amerikan İnovasyonu ve Dijital Varlıkların Geleceği” Başlıklı Oturum

    Taslak, Salı günü yapılacak olan ve oldukça kritik görülen bir oturumdan önce açıklandı:
    “American Innovation and the Future of Digital Assets: A Blueprint for the 21st Century” adlı oturumda, ABD’nin dijital varlıklara yönelik geleceği ve bu endüstrinin nasıl düzenleneceği konuşulacak.

    French Hill, 118. Kongre döneminde iki partinin de katılım gösterdiği tarihi ilerlemelere imza attıklarını belirterek şunları söyledi:

    “Bu yeni tartışma taslağı, o temel üzerine inşa edildi. Tüketiciyi koruyarak ve piyasaların istikrarını sağlayarak dijital varlık endüstrisine ihtiyaç duyduğu yasal açıklığı getiriyor.”


    SEC ve CFTC Arasında Görev Dağılımı Yapılacak

    Taslağın en dikkat çeken yönlerinden biri, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC) arasındaki yetki paylaşımının netleştirilmesi. Bu, kripto düzenlemesindeki en büyük belirsizliklerden biri olarak kabul ediliyordu.

    Taslağa göre:

    • Bitcoin gibi merkeziyetsiz ve halihazırda çalışan varlıklar, “dijital emtia” olarak tanımlanacak ve CFTC’nin denetimine tabi olacak.
    • Henüz merkezi yapıda olan veya bir ihraççının kontrolünde bulunan token’lar ise SEC’nin yetki alanında kalacak.

    Bu ayrım, projelerin hangi kuruma başvurması gerektiğini açıkça belirleyerek hem girişimcilere hem yatırımcılara öngörülebilirlik sunmayı amaçlıyor.


    FIT21 Yasası’nın Devamı Niteliğinde

    Yeni taslak, daha önce Temsilciler Meclisi’nden geçen Financial Innovation and Technology for the 21st Century Act (FIT21) adlı yasanın devamı niteliğinde. Bu yasa, hangi dijital varlıkların SEC, hangilerinin CFTC tarafından denetleneceğini tanımlamaya çalışıyordu.

    Taslak aynı zamanda kripto borsalarının CFTC’ye nasıl kayıt yaptıracağı, denetim süreçlerinin nasıl işleyeceği gibi detaylara da açıklık getiriyor. Ayrıca, dijital varlık projelerine SEC’in mevcut kuralları çerçevesinde sermaye toplama imkânı sunarken, bu varlıkların sonradan CFTC denetimine geçiş yollarını da tanımlıyor.


    Endüstri Memnun, Eleştiriler de Var

    Kripto sektörü, düzenleme taslağını genellikle olumlu karşıladı. Yasal netliğin, hem girişimciler hem de yatırımcılar için bir güven ortamı oluşturacağı düşünülüyor. Ancak bazı uzmanlar, bu taslağın yeni boşluklar doğurabileceğini veya tüketici koruması açısından zayıf kalabileceğini savunuyor.

    Özellikle CFTC’nin yetki alanının genişletilmesine karşı çıkanlar var. Bu çevrelere göre, CFTC tarihsel olarak piyasa dostu bir duruş sergilediğinden, bu düzenleme yatırımcı korumasını zayıflatabilir.


    Sonuç: ABD, Kripto Regülasyonunda Yarışa Katılıyor

    Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık gibi bölgeler, kripto için kapsamlı düzenlemeler getirmiş durumda. ABD ise bu konuda geride kalmıştı. Yeni yasa taslağı, ülkenin küresel dijital ekonomi yarışında geri kalmaması açısından kritik bir adım olarak görülüyor.

    Taslağın Kongre’den geçip geçmeyeceği ise ilerleyen haftalarda yapılacak görüşmelere ve siyasi dengeye bağlı olacak.

    ABD’nin net regülasyonlara kavuşması sizce kripto sektöründe yeni bir yükselişin önünü açar mı?

  • Trump’tan Putin’e Baskı: Yeni Yaptırımlar Masada, Karar Anı Yaklaşıyor

    Trump’tan Putin’e Baskı: Yeni Yaptırımlar Masada, Karar Anı Yaklaşıyor

    ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’da ateşkes sağlamak amacıyla Rusya’ya yönelik yeni bir yaptırım paketini masaya koydu. Reuters’ın haberine göre, Beyaz Saray, başta Gazprom olmak üzere Rusya’nın büyük enerji ve finans kuruluşlarını hedef alan geniş kapsamlı yaptırımları tamamladı. Ancak bu yaptırımlar henüz Trump tarafından imzalanmadı. Beyaz Saray’dan bir yetkili, “Her şey hazır, karar tamamen ona ait,” ifadelerini kullandı.

    Trump’ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yönelik sabrı tükeniyor. Daha önceki özel görüşmelerde Putin’in tezlerine yakın duran Trump, şimdi baskıyı artırma niyetinde. Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü James Hewitt, Trump’ın hâlâ “tam kapsamlı bir ateşkes” hedeflediğini belirtti. Bu paket, geçtiğimiz gün imzalanan ABD-Ukrayna maden anlaşmasının devamı niteliğinde.

    Putin’in görüşmeleri reddetmesi ve saldırılarını sürdürmesi, Trump’ı daha sert adımlar atmaya yöneltti. Özel barış elçisi Steve Witkoff’un Putin ile yaptığı dört görüşmeye rağmen, Moskova’nın saldırıları artarak devam etti. Üç gün önce Lavrov’un “maksimum talepleri” yinelemesi, Ukrayna şehirlerine yönelik yeni saldırılarla birleşti.

    Kurt Volker’e göre, Trump şimdiye kadar Putin’e “barış için her fırsatı” verdi ancak karşılık göremedi. Volker ayrıca, ABD’nin ikincil yaptırımlar uygulayarak Hindistan ve Çin gibi Rusya’dan enerji alımına devam eden ülkelere de baskı yapabileceğini belirtti.

    Mart ayında üzerinde durulan “yaptırımların kaldırılması” teklifi ise şu an gündem dışı. Trump geçen hafta Vatikan’da Zelenskiy ile “olumlu” geçen bir görüşme gerçekleştirdi. Ardından Truth Social’da yaptığı açıklamada, “büyük çaplı banka yaptırımları ve tarifeleri” ciddi şekilde değerlendirdiğini yazdı.

    Görünüşe göre, Trump’ın yeni dönemdeki dış politika hamlesi daha agresif olacak. Putin’in yalnızlaştığı bir ortamda, ABD yaptırımlarının etkisi bu kez daha kalıcı olabilir.

  • S&P 500’nin Şok Rallisi: Korku, Panik ve Umut Arasında Yükseliş

    S&P 500’nin Şok Rallisi: Korku, Panik ve Umut Arasında Yükseliş

    ABD borsaları, özellikle de S&P 500, son iki haftada sürpriz bir ralliye sahne oldu. Başkan Donald Trump’ın yeni gümrük tarifeleri planının yarattığı sarsıntıdan sonra gelen bu toparlanma, yatırımcılar arasında bir nevi “şok sonrası refleks” gibi değerlendiriliyor. Endeks, 7 Nisan’daki dip seviyesinden %14 yükselerek neredeyse kayıplarının yarısını telafi etti. Ancak bu ralli, yatırımcı güveni üzerindeki hasarı henüz onaramadı.

    Ne Oldu da Piyasa Bir Anda Yükseldi?

    S&P 500’ün ani toparlanması, dolar varlıklarından ve ABD tahvillerinden büyük çaplı kaçışın tetiklediği bir boşluğu doldurdu. Özellikle 3 Nisan’daki panik satışının bıraktığı teknik “gap” (fiyat boşluğu), endeksin yukarı yönde hızlıca hareket etmesine zemin hazırladı.

    Bank of America’nın verilerine göre, bu yükselişte perakende yatırımcılar dipten alım yapmaya devam ederken, hızlı para (fast-money) yatırımcıları da rallinin ortasında piyasaya geri döndü.

    Teknik Sinyaller: Zweig Breadth Thrust

    Belki de en dikkat çekici gelişme, teknik analizde oldukça nadir görülen ve iyimser bir sinyal olarak kabul edilen “Zweig breadth thrust” göstergesinin tetiklenmesi oldu. Bu, piyasanın birkaç gün içinde aşırı pozitif genişleme göstermesi anlamına geliyor ve 1940’lardan bu yana sadece 19 kez gerçekleşmiş. Tarihsel olarak bu sinyalin ardından 12 ay içinde piyasa hep yükselmiş, fakat modern dönemde bu tür sinyallerin yanıltıcı olma ihtimali daha yüksek.

    Bespoke Investment Group’un paylaştığı verilere göre, Nasdaq 100’deki tüm hisseler Salı günü artıya geçti. S&P 500 de üç gün üst üste %1.5’in üzerinde kazanç sağladı. Bu tarz “anormal” teknik olaylar genellikle yukarı yönlü eğilimleri destekler, ancak garanti vermez.

    Rallinin Gerçek Nedeni: Umut mu, Çaresizlik mi?

    Bazı analistler, rallinin ardında yatan itici gücün umut değil, korku ve çaresizlik olduğunu düşünüyor. Başkan Trump’ın tarife artışlarını erteleyebileceğine dair sinyaller, geçici bir rahatlama yarattı. Ancak büyük resim hâlâ belirsiz:

    • Şirketler işe alım ve yatırım planlarını askıya alıyor.
    • CEO’lar, geleceğe dair net rehberlik sunamıyor, çünkü Trump her an yeni bir tarife açıklayabilir.
    • Tüketici güveni ve harcama gibi “yumuşak” veriler yavaşlarken, bu durumun “sert verilere” yansıması endişe yaratıyor.

    FactSet’e göre, 1. çeyrek kazançlarında şirketlerin %70’i beklentileri aştı, fakat neredeyse hiçbir CEO iyimser bir gelecek tahmini sunmadı.

    Tehlike Geçti mi?

    BTIG’den Jonathan Krinsky gibi bazı analistler, bu hızlı yükselişin ardından “duraksama” olabileceğini öngörüyor. Özellikle bazı teknoloji ve perakende hisselerinde yaşanan %10’un üzerindeki ani sıçramaların, geçmişte büyük düşüşleri tetiklediğini hatırlatıyorlar.

    Ayrıca, Trump’ın ticaret savaşı politikaları sadece ABD içinde değil, küresel ölçekte de ticaret akışlarını bozmuş durumda. Çin mallarının Avrupa’ya yönelmesi gibi zincirleme etkiler, hem enflasyon hem büyüme tarafında dengesizlikler yaratıyor.


    Sonuç:
    S&P 500’ün bu ani toparlanması, teknik olarak etkileyici olabilir ama temel ekonomik göstergeler hâlâ alarm veriyor. Bu ralli, daha çok bir refleks, bir soluklanma gibi görünüyor. Asıl test, Trump’ın bir sonraki tarife hamlesinde ya da ilk ciddi olumsuz istihdam verisinde yaşanacak.

    Sence bu ralli sürdürülebilir mi, yoksa fırtına öncesi sessizlik mi yaşıyoruz?