KoinMedya

Blog

  • OKX’ten Tarihi Token Yakımı: 26 Milyar Dolarlık OKB Yakılarak Arz 21 Milyona İndirildi

    OKX’ten Tarihi Token Yakımı: 26 Milyar Dolarlık OKB Yakılarak Arz 21 Milyona İndirildi

    Kripto para borsası OKX, OKB tokenomiğini yeniden yapılandırmak ve toplam arzı 300 milyondan 21 milyon tokene düşürmek amacıyla dev bir operasyon gerçekleştirdi. Borsa, bu hafta yaptığı açıklamayla birlikte, buyback (geri alım) programları ve şirket rezervlerinden elde edilen yaklaşık 65.26 milyon OKB tokenını yakarak 278,999,999 OKB’yi kalıcı olarak dolaşımdan kaldırdı. Bu tokenlar, güncel fiyatlarla 26 milyar doların üzerinde bir değere sahip.

    OKT Zinciri Devre Dışı Bırakılıyor, OKB Yükselişe Geçti

    OKX, bu revizyonun bir parçası olarak sorunlu OKTChain‘i de aşamalı olarak sonlandırıyor. OKTChain’deki operasyonlar 1 Ocak 2026’ya kadar devam edecek. Bu kararın hemen ardından, OKX platformunda OKT işlem alım satımı durduruldu, bekleyen emirler iptal edildi ve yaklaşık 7.6 milyar dolar değerinde OKT tokenı yakıldı.

    Bu tarihi yakım, OKB tokenının fiyatında anında bir sıçramaya neden oldu. Tokenın fiyatı 46 dolardan 142 dolara fırladı, ardından 96 dolar civarına geriledi. Ayrıca, varlığın işlem hacmi 13,000% artarak 723 milyon dolara ulaştı. Kripto stratejisti Hasu’ya göre, tüccarların genellikle dolaşımdaki arzı yanlış değerlendirmesi, bu tür hızlı arz daralmalarının kısa vadeli, keskin fiyat rallilerini tetikleyebileceğini gösteriyor. Bu hamle, Binance’in BNB tokenındaki fiyat artışlarına yol açan çeyreklik yakımlarına benziyor.

    OKX, X Layer Ağını Odak Noktası Haline Getiriyor

    OKB tokenlarının yakılmasının ana nedeni, OKX’in altyapı stratejisindeki köklü değişiklik. Borsa, 2023’te Polygon ile ortaklaşa piyasaya sürdüğü zkEVM destekli halka açık ağı X Layer‘ı yükseltiyor. Bu ağ, artık merkeziyetsiz finans (DeFi), ödemeler ve reel dünya varlıkları (RWA) gibi kullanım alanlarına odaklanan ana platform haline gelecek.

    5 Ağustos’ta Polygon’un katkılarıyla tamamlanan “PP yükseltmesi” sayesinde, X Layer en son Polygon CDK (eski adıyla zkEVM) entegrasyonuna kavuştu. Bu yükseltme, saniyedeki işlem sayısını 5,000’e çıkarırken, işlem ücretlerini de önemli ölçüde azalttı. OKX, cüzdanını X Layer ağıyla entegre etti ve X Layer üzerinden USDT ve diğer büyük kripto paraların anında ve gazsız çekilmesine ve transferine olanak sağladı.

    X Layer’ın yeni özelliklerinin OKTChain’le olan büyük örtüşmesi, borsanın OKTChain’in bakım ve desteğini sonlandırmasına yol açtı. Bu durum, son OKB token yakımlarının da temel gerekçesini oluşturdu. Bu stratejik hamleyle birlikte, Ethereum Layer-1 üzerindeki OKB’nin de aşamalı olarak kullanımdan kaldırılması hedefleniyor. Bu nedenle, kullanıcılara OKB’lerini OKX borsasına aktarmaları ve “X Layer’a Çekim” özelliğini kullanarak tek tıkla takas yapmaları tavsiye ediliyor, çünkü gelecekte Ethereum üzerinden yapılacak OKB çekimleri desteklenmeyecek.

  • ChatGPT Mobil Uygulaması 2 Milyar Doları Aştı, Rakiplerini Geride Bıraktı

    ChatGPT Mobil Uygulaması 2 Milyar Doları Aştı, Rakiplerini Geride Bıraktı

    OpenAI’ın yapay zeka sohbet robotu ChatGPT, Mayıs 2023’te piyasaya sürülen mobil uygulamasından elde ettiği gelirle büyük bir başarıya imza attı. Appfigures’ın yeni tahminlerine göre, uygulama küresel olarak 2 milyar dolarlık tüketici harcamasına ulaştı. Bu rakam, rakipleri olan Claude, Copilot ve Grok‘un toplam ömrü boyunca elde ettiği gelirin yaklaşık 30 katına denk geliyor.

    Yıllık Gelirde 673% Artış

    ChatGPT’nin mobil uygulaması, özellikle 2025 yılında patlama yaptı. Yalnızca bu yılın ilk yedi ayında (Ocak-Temmuz), uygulama 1.35 milyar dolar gelir elde etti. Bu, 2024 yılının aynı dönemindeki 174 milyon dolarlık gelire kıyasla 673%’lük devasa bir artış anlamına geliyor. Uygulamanın aylık ortalama harcaması, geçen yılki 25 milyon dolardan 2025’te yaklaşık 193 milyon dolara yükseldi.

    Rakipler bu yarışta çok geride kaldı. En yakın rakip olan Grok, 2025’te şimdiye kadar sadece 25.6 milyon dolar gelir elde etti. Bu, ChatGPT’nin aylık gelirinin sadece 1.9%’una eşit. Bu rakamlar sadece mobil uygulama mağazası satışlarını yansıtıyor; web üzerinden yapılan abonelikler veya şirketler için API gelirleri bu verilere dahil değil. Ancak yine de, tüketicilerin yapay zeka asistanları için harcama yapma eğilimini net bir şekilde gösteriyor.

    ABD En Değerli Pazar, Hindistan Yüklemede Lider

    Uygulamanın küresel indirme başına ortalama geliri 2.91 dolar iken, bu rakam ABD’de 10 dolara kadar çıkıyor. ABD, uygulamanın toplam gelirinin 38%’ini oluşturarak en değerli pazar konumunda bulunuyor. İkinci sıradaki Almanya ise 5.3%’lük bir paya sahip.

    İndirme sayıları açısından ise ChatGPT, 690 milyon indirme ile rakiplerini geride bırakıyor. Elon Musk’ın Grok’u ise sadece 39.5 milyon indirmede kalıyor. Musk, bu durumla ilgili olarak Apple’ın App Store’da rekabeti engellediğini iddia ederek yasal işlemle tehdit etti. Apple ise App Store’un “önyargıdan uzak ve adil” olduğunu savunarak iddiaları reddetti.

    2025’in ilk yedi ayında uygulama 318 milyon kez indirildi, bu da geçen yılın aynı dönemindeki 113 milyon indirmeye göre 2.8 kat artış demek. İndirme sayısı sıralamasında Hindistan 13.7%’lik payla birinci sırada yer alırken, ABD 10.3%’le ikinci sıradadır.

    Bu veriler, ChatGPT’nin yapay zeka mobil pazarında ne kadar baskın bir rol oynadığını açıkça gösteriyor.

  • Veri Merkezleri ve Dev Teknoloji Şirketlerinden Hükümete Çağrı

    Veri Merkezleri ve Dev Teknoloji Şirketlerinden Hükümete Çağrı

    Google, Microsoft, Amazon ve diğer büyük veri merkezi işletmecileri, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent‘e bir mektup göndererek, mevcut rüzgar ve güneş enerjisi teşviklerinin korunması gerektiğini belirtti. Şirketler, bu politikaların büyümeleri için hayati önem taşıdığını ve Çin gibi rakiplerine karşı rekabet güçlerini korumalarına yardımcı olduğunu savundu. Bu çağrı, Trump yönetiminin yapay zeka projelerinin federal yenilenebilir enerji vergi teşviklerinden yararlanma koşullarını sıkılaştıran yeni düzenlemelerine bir yanıt olarak geldi.

    Sıkı Düzenlemeler Enerji Altyapısını Tehdit Ediyor

    Geçtiğimiz ay Başkan Donald Trump, yenilenebilir enerji vergi kredileri için daha sıkı düzenleyici önlemler talep eden bir Başkanlık Kararnamesi imzalamıştı. Bu kararname, yapay zeka projelerinin vergi kredisi alabilmesi için “inşaatın başlama” tanımını değiştirerek, projelerin daha fazla fiziksel ilerleme kaydetmesini zorunlu kılıyor. Sektör yetkilileri, bu değişikliklerin enerji altyapı gelişimini yavaşlatabileceğini ve yapay zeka talebinin artmaya devam etmesiyle veri merkezlerinin elektrik tedarikini sınırlayabileceğini belirtti.

    4 Ağustos tarihli mektupta veri merkezi sahipleri, enerji arzını artırma konusunda yaşanacak herhangi bir gecikmenin, yapay zeka çağında gelecekteki elektrik talebini karşılama yeteneklerini ciddi şekilde etkileyebileceğini vurguladı. Temiz enerji danışmanlık firması Clean Energy Associates da, bu düzenlemelerin yürürlüğe girmesi durumunda ABD’nin 2030 yılına kadar 60 gigavatlık bir güneş enerjisi geliştirme potansiyelini kaybedebileceği konusunda uyarıda bulundu.

    Trump, Rüzgar ve Güneş Enerjisini “Güvenilmez” Buluyor

    15 Ağustos Cuma günü ABD Hazine Bakanlığı, büyük ölçekli rüzgar ve güneş projeleri için geliştiricilerin projeye yatırdıkları fon miktarını değil, sahada gerçekleştirdikleri fiziksel işin tamamını dikkate alan daha katı kuralları açıkladı. Ocak ayında göreve geldikten bu yana Trump’ın hedefi, sektörün rüzgar ve güneş enerjisine olan bağımlılığını azaltmak oldu. Trump, bu enerji kaynaklarının “güvenilmez, pahalı ve Çin tedarik zincirlerine bağlı” olduğunu savunuyor. Yeni düzenlemelerle, tesisin büyük bir kısmı inşa edilmediği sürece vergi kredisi alabilecek şirketlerin sayısının kısıtlanacağını belirtiyor.

    Hükümetin bu düzenlemeleri, 18 Ağustos’ta açıklanacak nihai kararlarla kesinlik kazanacak. Veri merkezleri sektörü, 2017’den 2023’e kadar ABD’nin gayri safi yurtiçi hasılasına 3.5 trilyon dolarlık katkı sağlamış ve yaklaşık 600 bin kişiye istihdam sağlamış durumda. Bu bağlamda, bu yeni politikaların ABD ekonomisi üzerindeki potansiyel etkileri yakından takip ediliyor.

  • Gemini Finansal Zorluklara Rağmen Nasdaq’a Hazırlanıyor

    Gemini Finansal Zorluklara Rağmen Nasdaq’a Hazırlanıyor

    Kripto dünyasının tanınmış simaları Winklevoss ikizlerinin kurduğu Gemini Space Station Inc., halka arz için ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) başvuru yaparak, kamu piyasalarına açılmak isteyen kripto şirketlerinin arasına katıldı. Ancak bu hamle, şirketin mali tablolarındaki zorluklarla birlikte geliyor. SEC’e yapılan başvuruya göre, Gemini 2025’in ilk yarısında gelir düşüşü ve zararda ciddi bir artış yaşadı.

    Gemini’nin Finansal Tabloları ve Genişleyen Kayıplar

    New York merkezli kripto borsası ve saklama hizmetleri sağlayıcısı Gemini, 30 Haziran 2025’te sona eren altı aylık dönemde 67.9 milyon dolar gelir elde ederken, 282.5 milyon dolarlık net zarar açıkladı. Bu rakamlar, bir önceki yılın aynı döneminde elde edilen 73.5 milyon dolarlık gelire karşılık, 41.4 milyon dolarlık zararla karşılaştırıldığında, şirketin mali durumunda ciddi bir bozulma olduğunu gösteriyor. Gelirlerinin %65.5’i işlem hacmine dayalı ticaretten gelen Gemini, bu düşüşe rağmen 18 milyar doların üzerinde varlık yönetiyor ve kripto ekosisteminde önemli bir oyuncu olmaya devam ediyor. Her ikisinin de 7.5 milyar dolarlık net servete sahip olduğu belirtilen Tyler ve Cameron Winklevoss ikizleri, şirketin %5 veya daha fazla hissesine sahip tek hissedarlar olarak öne çıkıyor.

    Halka Arz Rüzgarı Kripto Sektörünü Sarıyor

    Gemini’nin halka arz kararı, özellikle Trump yönetiminin sektörü benimsemesi ve yeni kripto yasalarını imzalamasıyla ivme kazanan bir halka arz dalgasına denk geliyor. Bu yıl içinde stabilcoin ihraççısı Circle, Haziran ayında 1.2 milyar dolarlık bir halka arzla halka açıldı ve ilk işlem gününde %168 gibi muazzam bir artış kaydetti. Benzer şekilde, Peter Thiel destekli kripto borsası Bullish de 1.1 milyar dolar topladıktan sonra %84’lük bir sıçrama yaşadı.

    Bu başarı hikayeleri, Gemini’nin halka arz için uygun bir pazar ortamı bulduğunu gösteriyor. Goldman Sachs ve Citigroup liderliğinde gerçekleşecek olan halka arzla Gemini, Nasdaq Global Select Market’te GEMI koduyla işlem görecek.

    Gemini’nin Geçmişi ve Hukuki Durumu

    Gemini, halka arz sürecinde bazı geçmiş hukuki sorunlarla da yüzleşmek zorunda kaldı. 2023 yılında, “Gemini Earn” programı aracılığıyla kayıtsız menkul kıymet satışı yaptığı gerekçesiyle SEC tarafından suçlanmış, ancak bu suçlamalar daha sonra düşürülmüştü. Ayrıca, şirket Ocak ayında Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC) ile 5 milyon dolarlık bir dava üzerinde anlaşmaya varmış, ancak sorumluluğu kabul etmemişti.

    Winklevoss ikizlerinin siyasetle olan yakın ilişkileri de dikkat çekiyor. İkizler, Temmuz ayında Başkan Trump’ın stabilcoin yasasını imzalama törenine katılmıştı. Bloomberg News’in haberine göre, ikizlerin aynı zamanda Trump’ın oğullarıyla bağlantılı bir Bitcoin madenciliği girişimi olan American Bitcoin Corp.‘a yatırım yaptığı belirtiliyor.

    Bullish de Halka Arzını Büyütüyor

    Gemini’nin halka arz haberleri, bir diğer büyük kripto şirketi Bullish’in halka arzını genişlettiği bir döneme denk geliyor. Bullish, halka arz büyüklüğünü artırarak 30 milyon hisseyi 32 ila 33 dolar arasında fiyatlandırmayı ve 4.8 milyar dolarlık bir değerlemeyi hedeflediğini duyurdu. Daha önce eski New York Menkul Kıymetler Borsası başkanı Tom Farley liderliğindeki şirket, 20.3 milyon hisseyi 28 ila 31 dolar arasında fiyatlandırmayı planlıyordu.

    JPMorgan, Jefferies ve Citigroup’un liderliğindeki bu halka arzla Bullish, New York Menkul Kıymetler Borsası’nda BLSH koduyla işlem görecek. Güncellenmiş başvurulara göre, BlackRock ve Cathie Wood’un ARK Investment Management’ın da 200 milyon dolara kadar hisse satın alma niyetinde olduğu belirtiliyor.

    Bu halka arz dalgası, yatırımcı güveninin yeniden tesis edildiği ve ABD’deki düzenleyici ortamın netlik kazandığı bir döneme işaret ediyor. Kripto firmaları, halka açılmayı ana akım finans piyasalarına entegre olmak ve operasyonlarını genişletmek için önemli bir adım olarak görüyor.

  • Brevan Howard, BlackRock’ın Bitcoin ETF’inin En Büyük Yatırımcısı Oldu

    Brevan Howard, BlackRock’ın Bitcoin ETF’inin En Büyük Yatırımcısı Oldu

    Dünyanın en büyük makro hedge fonlarından biri olan Brevan Howard, BlackRock’ın spot Bitcoin borsa yatırım fonu (ETF) IBIT‘in en büyük hissedarı konumuna yükseldi. Yakın zamanda ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) yapılan bir başvuruya göre, Brevan Howard’ın IBIT’teki hisse sayısı 37.5 milyona ulaştı. Bu hisselerin değeri yaklaşık 2.3 milyar dolar, bu da firmanın 2025’in ilk çeyreğindeki 21.56 milyon hisse senedine kıyasla önemli bir artışa işaret ediyor. Bu hamleyle Brevan Howard, daha önce listenin başında yer alan Goldman Sachs‘ı geride bıraktı.

    Kurumsal Yatırımcılar Bitcoin Pozisyonlarını Artırıyor

    Brevan Howard’ın bu büyük yatırımı, finans kurumlarının regüle edilmiş finansal ürünler aracılığıyla dijital varlıklara olan ilgisinin arttığını gösteren daha geniş bir trendin parçası. 2025’in ikinci çeyreğinde IBIT’teki pozisyonlarını artıran diğer firmalar arasında şunlar yer alıyor:

    • Avenir: Hong Kong merkezli bu firma, IBIT hisselerini 14.76 milyondan 16.55 milyona çıkardı ve bu hisselerin değeri 1 milyar doların üzerine çıktı.
    • Al Warda Investments: Abu Dabi Yatırım Konseyi tarafından yönetilen bu fon, IBIT’te 147.5 milyon dolar değerinde 2.41 milyon hisse edindiğini açıkladı.

    Öte yandan, en dikkat çekici yeni yatırımcılardan biri Harvard Üniversitesi oldu. Üniversite, IBIT’te 117 milyon doların üzerinde bir hissesi olduğunu açıkladı. Bu miktar, Harvard’ın Google ve Nvidia gibi teknoloji devlerindeki hisselerinden bile daha fazla. Bu durum, birçok analist tarafından Bitcoin ETF’leri için bir dönüm noktası olarak görülüyor ve kurumsal benimsemenin derinleştiğine işaret ediyor.

    IBIT’in Muazzam Büyüme Hızı

    Kurumsal yatırımcılardan ve devlet fonlarından gelen bu büyük sermaye akışı, IBIT’i yeni bir zirveye taşıdı. Fonun yönetimi altındaki varlıklar (AUM) 90 milyar doları aşarak, onu ABD’deki 4,400’den fazla ETF arasında en büyük 20. ETF yaptı. ETF uzmanı Nate Geraci’ye göre, IBIT’in sadece 19 ayda bu dönüm noktasına ulaşması, onu açık ara farkla en iyi performans gösteren ETF’lerden biri haline getirdi.

    Son zamanlarda Bitcoin fiyatındaki kısa süreli düşüşler (123.000 dolardan 117.000 dolara gerilemesi), IBIT’in AUM değerini geçici olarak düşürmüş olsa da, genel hissiyat hala yükseliş yönünde. IBIT, diğer Bitcoin ETF’lerine kıyasla minimal sermaye çıkışları yaşadı. Geraci, fonun yakında 100 milyar dolarlık AUM’ye ulaşmasını bekliyor. Bu, hem kripto paraların ana akım finans dünyasında ne kadar kabul gördüğünü gösteriyor hem de IBIT’in yatırımcılar nezdinde ne kadar güvenilir bir seçenek haline geldiğini kanıtlıyor.

  • Trump ve Putin Zirvesinden Ukrayna Barışı Çıkmadı: Bir Milyondan Fazla Can Alan Savaş Durmadı

    Trump ve Putin Zirvesinden Ukrayna Barışı Çıkmadı: Bir Milyondan Fazla Can Alan Savaş Durmadı

    ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Alaska’da gerçekleştirdiği özel zirve, Ukrayna’daki savaşı sona erdirecek veya Rusya’ya yönelik yaptırımları durduracak herhangi bir anlaşma olmadan sona erdi. Anchorage’daki bir Hava Kuvvetleri üssünde gerçekleşen ve iki liderin 2019’dan bu yana ilk yüz yüze görüşmesi olan üç saatlik toplantı, kamuoyuna yapılan vaatlere rağmen somut bir sonuç getirmedi.

    Boş Sözler ve Sonuçsuz Bir Zirve

    Zirvenin ardından her iki lider de basına kısa ve belirsiz açıklamalar yaptı. Trump, birçok konuda anlaştıklarını ancak “büyük” meselelerde henüz bir sonuca varamadıklarını belirtti. “Bir anlaşma olana kadar anlaşma yoktur” diyerek, üç saat süren görüşmelerin sonuçsuz kaldığını özetledi. Putin ise, herhangi bir somut ilerleme sunmadan, Ukrayna ve Avrupalı ortaklarını elde edilen “ilerlemeyi” engellememeleri konusunda uyardı. Zirveden sonra basına soru sorma fırsatı verilmedi, herhangi bir belge imzalanmadı. İki lider de mikrofonlar önünde muğlak sözler sarf etmekle yetindi.

    Zirvenin en dikkat çekici detayı, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in toplantıya davet edilmemesiydi. Bu durum, Kiev ve Avrupa başkentlerinde, Trump’ın Rusya’nın Ukrayna topraklarının yaklaşık %20’sini elinde tutmasına izin verebileceği yönündeki endişeleri artırdı. Trump, endişeleri gidermeye çalışarak, “Ukrayna adına müzakere yapmak için burada değilim, sadece herkesi masaya oturtmak istiyorum” dedi. Ancak bu sözler, aynı gün Rus füzesinin Dnipropetrovsk bölgesini vurarak bir kişinin ölümüne neden olmasını engelleyemedi. Zelenskiy ise sosyal medyadan “Savaşı bitirme zamanı ve gerekli adımlar Rusya tarafından atılmalı. Amerika’ya güveniyoruz” mesajını paylaştı.

    Putin Kazanımı Aldı, Trump Sorgulama Altında

    Zirve, diplomatik bir atılım getirmese de, Putin için büyük bir imaj zaferi oldu. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Ukraynalı çocukların sınır dışı edilmesi suçlamasıyla hakkında çıkardığı tutuklama kararına rağmen, Putin bir dışlanmış olarak değil, ABD ile tekrar masaya oturan önemli bir aktör olarak algılanmayı başardı. UCM’nin yargı yetkisi iki ülkeyi de kapsamadığı için tutuklama kararının zirve üzerinde bir etkisi olmadı.

    Trump, Putin’i uçak merdivenlerinde el sıkışarak ve koluna dokunarak karşıladı, ardından ikili, Trump’ın limuziniyle zirve alanına gitti. Bu görüntüler, Moskova tarafından Batı’nın kendilerini izole etme çabalarının başarısız olduğunu iddia etmek için kullanılıyor.

    Zirveden somut bir sonuç çıkmaması, “24 saat içinde savaşı bitireceğini” iddia eden Trump’ı da zor durumda bıraktı. Trump, daha önce Alaska görüşmelerini küçümseyerek, “Eğer bu iyi giderse, üçlü zirve bugünden daha önemli olacak” demişti. Ancak şu an itibarıyla, ne ateşkes ne de yeni bir toplantı tarihi belirlendi. Savaşın her iki tarafında da kayıpların 1.2 milyon civarında olduğu tahmin edilirken, zirve kameralar ve dikkatle seçilmiş sözler dışında hiçbir şey üretmedi.