KoinMedya

Blog

  • U.S. Solana ETF Yarışı Kızışıyor: Düzenleyicilerle Yoğun Diyalog, Staking ve Şeffaflık Öne Çıkıyor

    U.S. Solana ETF Yarışı Kızışıyor: Düzenleyicilerle Yoğun Diyalog, Staking ve Şeffaflık Öne Çıkıyor

     

    ABD’de ilk Solana borsa yatırım fonunu (ETF) piyasaya sürme yarışı hız kazanıyor. Canary Capital, Franklin Templeton, VanEck, Fidelity, Grayscale, CoinShares ve Bitwise gibi önde gelen varlık yöneticileri, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) güncellenmiş S-1 kayıt belgeleri sundu. Bu başvurular sıfırdan yapılmış yeni teklifler değil, önceki dosyaların detaylandırılmış hâli. Ancak sektör gözlemcileri, bu denli çok sayıda güncellenmiş başvurunun aynı anda yapılmasını “perde arkasında ciddi gelişmeler yaşandığının göstergesi” olarak yorumluyor. Bloomberg analisti James Seyffart da söz konusu yoğunluğun, SEC’in birden fazla şirketle eş zamanlı çalıştığının kanıtı olduğunu belirtiyor.

    Başvurulardaki güncellemeler yüzeysel değil, aksine staking stratejileri, ücret yapıları ve itfa mekanizmaları gibi teknik detaylar içeriyor. Örneğin Grayscale, fon yönetim ücreti olarak %2,5 talep edeceğini ve bunun Solana tokenleriyle ödeneceğini açıkladı. Bazı başvurularda ise yatırımcıların ETF hisselerini nakit yerine Solana olarak geri alabilmesini sağlayacak “in-kind” itfa modellerine yer verildi. Bu, kripto ETF’lerinde yeni bir döneme işaret ediyor.

    Canary Capital’in güncellenmiş dosyasında öne çıkan en kritik detaylardan biri, Marinade Select’in tek yetkili staking sağlayıcı olarak atanması oldu. Bu, bir ABD ETF’inde ilk kez net bir kurumsal staking çerçevesinin tanımlanması anlamına geliyor. Belgede, fonun Solana varlıklarının büyük bölümünün en az iki yıl boyunca Marinade aracılığıyla stake edileceği, elde edilen ödüllerin ise kesintilerden sonra otomatik olarak yeniden stake edilerek fonun net varlık değerini yükselteceği ifade ediliyor. Böylece ETF, yalnızca pasif bir yatırım ürünü olmanın ötesine geçip getiri sağlayan bir araç hâline dönüşüyor.

    Güncellenmiş belgelerde saklama (custody) düzenlemeleri de detaylandırıldı. Varlıkların sıcak ve soğuk cüzdanlar arasında bölüştürüleceği, özel anahtarların yalnızca saklama kuruluşunda bulunacağı ve yatırımcıların doğrudan tokenlara erişemeyeceği belirtildi. Ancak olası riskler —örneğin siber saldırılar, sistem arızaları veya validator hataları— açıkça yatırımcılara bildirildi. Şeffaflık adına, ETF’nin web sitesinde günlük olarak net varlık değeri, fon portföyü ve payların prim ya da iskontolu işlem görüp görmediği paylaşılacak.

    Ayrıca yeni başvurular, olası slashing, ağ kesintileri, validator başarısızlıkları veya fonun belirli fork ve airdropları reddedebilme ihtimali gibi riskleri daha açık şekilde ele alıyor. Bu durum, fon sağlayıcılarının SEC ile çatışma yerine iş birliği yaklaşımını benimsediğini ve düzenleyicinin taleplerine uyum sağlama isteğini gösteriyor.

    Tüm bu gelişmeler, Solana’nın artık yalnızca bireysel yatırımcıların ilgisini çeken deneysel bir blockchain değil, kurumsal düzeyde ürünlere konu olabilecek “ciddi bir varlık” olarak görüldüğünü kanıtlıyor. Eğer SEC onay verirse, yatırımcılar Bitcoin ve Ethereum’dan sonra Solana’ya da düzenlenmiş piyasalarda ETF aracılığıyla erişebilecek. Özellikle staking’in kabul edilmesi hâlinde, bu fonlar geleneksel ETF’lerden farklı olarak düzenlenmiş çerçevede getiri sağlayan ilk ürünler olacak.

    Sonuç hâlâ belirsizliğini koruyor. Ancak art arda gelen güncellenmiş başvurular, sürecin hızlandığına işaret ediyor. SEC’in vereceği karar sadece Solana ETF’lerinin değil, ABD’de kripto ETF ekosisteminin genel geleceğini de şekillendirecek.

     

  • Kriptoya Operasyon: ABD Kongresi Harekete Geçti!

    Kriptoya Operasyon: ABD Kongresi Harekete Geçti!

    ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi, eski Başkan Joe Biden yönetiminde finansal düzenleyicilerin yetkilerini kötüye kullanarak kripto şirketlerini bankacılık hizmetlerinden mahrum bıraktığı iddialarını soruşturuyor. Kongre tarafından 24 Ocak’ta yapılan bir açıklamaya göre, bu durum “Choke Point 2.0 Operasyonu” olarak adlandırıldı ve kripto topluluğunda büyük bir yankı uyandırdı.

    Senato Bankacılık Komitesi Başkanı Tim Scott, 5 Şubat’ta düzenlenecek bir duruşmada bu konunun ele alınacağını duyurdu ve bu tür uygulamaları “Amerikan karşıtı” olarak nitelendirdi. Scott, şu ifadeleri kullandı:
    “Choke Point 2.0 Operasyonu kapsamında, Biden yönetimi düzenleyicileri yetkilerini kötüye kullanarak dijital varlık şirketlerini, politik figürleri ve muhafazakar iş insanlarını finansal hizmetlerden mahrum bıraktı. Bu kabul edilemez. Bu tür suistimalleri durdurmak için Başkan Trump, sektör liderleri ve her iki partiden üyelerle çalışmayı dört gözle bekliyorum.”

    Kripto Sektöründe Yeni Bir Kabus

    Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC), bu iddiaların merkezinde yer alıyor. İhbarcılar, FDIC’yi kripto gözetimiyle ilgili kanıtları yok etmekle suçluyor.

    16 Ocak’ta Senatör Cynthia Lummis, FDIC Başkanı Marty Gruenberg’e bir mektup göndererek Ocak 2022’den bu yana dijital varlıklarla ilgili tüm belgelerin korunmasını talep etti. Lummis, FDIC personelinin belge sızıntılarını önlemek için sıkı bir şekilde denetlendiğini ve bazı çalışanların yasal tehditlerle karşı karşıya kaldığını iddia etti.

    Lummis, FDIC’nin Silvergate ve Signature gibi kripto dostu bankalara yönelik denetim belgelerini de görmek istediğini belirtti. Bu iki banka, 2023’te iflas etmişti. Ayrıca, ajanslar arası iletişim ve kripto şirketleriyle çalışan bankalara karşı alınan yaptırım kararlarının belgelerini talep etti.

    Trump Yönetiminin Tavrı

    Eski Başkan Donald Trump, görev süresi boyunca “Choke Point 2.0 Operasyonu”nu ortadan kaldırma sözü verdi. Trump, bu operasyonu “inovasyona karşı koordineli bir saldırı” olarak tanımladı ve kripto sektörünün adil olmayan bir şekilde hedef alındığını vurguladı. “Bu haksızlığa bir son vereceğiz,” dedi.

    Biden yönetimi ise bu iddiaları reddediyor. Eski Beyaz Saray Basın Sekreteri Karine Jean-Pierre, Haziran 2024’te yaptığı açıklamada, Biden’ın düzenleyici eylemlerinin yalnızca dolandırıcılığı önlemeyi ve finansal istikrarı sağlamayı hedeflediğini belirtti. Ancak, Kongre’deki soruşturmalar bu iddiaların peşini bırakmıyor.

    Bu soruşturmalar, kripto sektörü üzerindeki düzenleyici baskının gelecekte nasıl şekilleneceğine dair önemli bir dönüm noktası olabilir. ABD, dijital varlık düzenlemelerinde nasıl bir yol izleyecek? Bu sorunun cevabı, sektörün geleceğini belirleyecek gibi görünüyor.

  • CZ’nin Kırgızistan’a Kripto Rezervi Önerisi

    CZ’nin Kırgızistan’a Kripto Rezervi Önerisi

    Binance’in kurucusu Changpeng Zhao (CZ), Kırgızistan’ın Ulusal Kripto Komitesi’ne katılarak ülkenin dijital varlık politikalarını şekillendirmek üzere görevlendirildi. Bu atama, Kırgızistan’ın blockchain ve kripto para ekosistemini güçlendirmeyi hedefleyen stratejik bir adım olarak öne çıkıyor.

    CZ’nin Kırgızistan’a Kripto Rezervi Önerisi

    CZ, Kırgızistan’a bir “Ulusal Kripto Rezervi” oluşturulmasını önerdi. Bu rezervin temel varlıkları olarak Binance Coin (BNB) ve Bitcoin (BTC) kullanılacak. BNB’nin DeFi, staking ve akıllı sözleşmeler gibi Binance ekosistemindeki yenilikçi uygulamaları temsil ettiğini belirten CZ, BTC’nin ise değer saklama aracı olarak portföye dahil edilmesini önerdi. Bu yaklaşım, Kırgızistan’ın dijital varlıklar alanında çeşitlendirilmiş ve sürdürülebilir bir strateji benimsemesini amaçlıyor.

    Kırgızistan’ın Enerji Potansiyeli ve Kripto Madenciliği

    Kırgızistan, hidroelektrik santrallerinden elde ettiği enerjinin yalnızca %10’unu kullanabiliyor. Cumhurbaşkanı Sadyr Zhaparov, bu fazla enerjinin sürdürülebilir kripto madenciliği için kullanılabileceğini ve böylece ülkenin yeşil bir kripto merkezi haline gelebileceğini vurguladı. Bu strateji, hem ekonomik fayda sağlamak hem de çevresel sürdürülebilirliği desteklemek amacıyla önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.BlockFo

    Dijital Som ve A7A5 Stablecoin Entegrasyonu

    Kırgızistan, dijital som adlı merkez bankası dijital parasının (CBDC) yasal çerçevesini 2024’te onayladı ve 2025’te test etmeyi planlıyor. Bu dijital para, merkeziyetçi bir yapıya sahipken, CZ’nin önerisiyle BNB ve BTC gibi merkeziyetsiz varlıkların entegrasyonu, hibrit bir dijital varlık portföyü oluşturmayı amaçlıyor. Ayrıca, CZ’nin A7A5 stablecoin’inin de bu ekosistemde kullanılacağı belirtiliyor.

    Eğitim ve Dijital Okuryazarlık Girişimleri

    Binance Akademisi, Kırgızistan’da blockchain ve dijital varlık yönetimi konusunda eğitim programları başlatacak. Bu programlar, devlet yetkilileri, finansal kurumlar ve vatandaşlar için dijital okuryazarlığı artırmayı hedefliyor. Bu girişim, dijital suçlarla mücadele ve blockchain teknolojisinin etkin kullanımını teşvik etmeyi amaçlıyor.

    Küresel Kripto Politikaları Üzerindeki Etki

    CZ’nin Kırgızistan’daki danışmanlık rolü, onun küresel kripto politikaları üzerindeki etkisini artırıyor. 2024’teki cezaevinden çıkışının ardından, Asya ülkeleriyle blockchain benimseme konusunda ücretsiz rehberlik sunmaya başladı. Kırgızistan’daki bu başarı, küçük ekonomilerin blockchain teknolojisini nasıl avantaja dönüştürebileceğini göstererek diğer Asya ülkeleri için örnek teşkil ediyor.

    Kırgızistan’ın bu dijital dönüşüm stratejisi, bölgesel bir kripto merkezi olma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ülkenin hidroelektrik enerjisi ve dijital varlık politikaları, onu blockchain ve kripto para ekosisteminde stratejik bir oyuncu haline getirebilir.

  • Coinbase ve Stablecorp Ortaklığıyla Kanada’ya Özel Stablecoin Hamlesi

    Coinbase ve Stablecorp Ortaklığıyla Kanada’ya Özel Stablecoin Hamlesi

    Coinbase Kanada CEO’su Lucas Matheson, Toronto’da düzenlenen Blockchain Futurist Konferansı’nda yaptığı açıklamada, şirketin Kanada merkezli stablecoin ihraççısı Stablecorp ile iş birliği yaptığını ve Kanada doları destekli stablecoin olan QCAD’in tanıtımında aktif rol oynayacaklarını duyurdu. Coinbase’in ayrıca bu projeye finansal yatırım yaptığı da belirtildi; ancak yatırım tutarı açıklanmadı.

    Matheson, Kanada’nın dijital ödeme altyapısında ciddi eksiklikler olduğuna dikkat çekerek, “Ülkede gerçek anlamda eşler arası (peer-to-peer) bir ödeme altyapısı yok. Banka havaleleri yaklaşık 45 dolar masraf çıkarıyor ve dakikalarca evrak işi gerekiyor” dedi. Bu nedenle Kanada’ya özel bir stablecoin’in hem bireysel kullanıcılar hem de işletmeler için büyük kolaylık sağlayacağını vurguladı.

    Stablecoin Piyasasında Kanada’nın Geri Kalmışlığı

    QCAD’in en son teminat raporuna göre, 2024 Temmuz itibarıyla yalnızca yaklaşık 175 bin dolar değerinde QCAD dolaşımdaydı. Buna karşılık, ABD doları destekli stablecoin’ler Tether (USDT) ve USDC, toplamda 245 milyar dolarlık piyasa değerine ulaşmış durumda. Bu fark, Kanada’nın stablecoin piyasasında ne kadar geride kaldığını açıkça ortaya koyuyor.

    Coinbase, 26 Mart’ta yayımladığı blog yazısında, Kanada’da stablecoin’lerin menkul kıymet olarak değerlendirilmesinin yaygın kullanımı engellediğini belirtmişti. Bu nedenle ülkede stablecoin’lerin yasal tanımı ve düzenlemesi konusunda netlik sağlanması gerektiği vurgulandı.

    Seçim Sonrası Dijital Varlık Stratejisi Beklentisi

    Nisan ayında yapılan federal seçimleri eski Kanada Merkez Bankası Başkanı Mark Carney kazandı. Carney, daha önce kripto paralara karşı eleştirel tutumuyla biliniyordu. Ancak, Matheson yeni hükümetten “ulusal bir dijital varlık stratejisi” oluşturmasını talep ettiklerini ifade etti. Ona göre kripto paralar artık stratejik öneme sahip ve hükümetin bunu görmezden gelmemesi gerekiyor.

    WonderFi CEO’su Dean Skurka da Kanadalı seçmenlerin dijital varlıklar konusunda somut adımlar beklediğini söyledi. “Seçmenler, tıpkı ABD ve Avrupa’daki gibi, blockchain ve kripto inovasyonunu destekleyen bir politika istiyor” dedi.

    CBDC ve Stablecoin Tartışması

    Yeni Başbakan Mark Carney, stablecoin’leri geleneksel finans sisteminin radikal bir alternatifi olarak değil, sadece bir uzantısı olarak değerlendiriyor. Ona göre dijital paraların sağlam bir temele oturabilmesi için merkez bankası dijital para birimlerinin (CBDC) geliştirilmesi şart.

    Bu görüş, 2022’de Bitcoin’i savunan ve blockchain’i ekonomik özgürlük aracı olarak gören Muhafazakâr Parti lideri Pierre Poilievre’in yaklaşımından oldukça farklı.


    Sonuç: Kanada, stablecoin ve dijital varlıklar konusunda henüz net bir düzenleme ortaya koymasa da, özel sektör yatırımları ve kamuoyundaki ilgi artışı, ülkenin bu alandaki açığını kapatabileceğini gösteriyor. Coinbase’in QCAD’e verdiği destek, Kanada’nın kripto geleceği açısından önemli bir adım olarak görülüyor.

  • CKpool’dan Avustralya’da Yeni Solo Bitcoin Madencilik Havuzu

    CKpool’dan Avustralya’da Yeni Solo Bitcoin Madencilik Havuzu

     

    CKpool geliştiricisi ve yöneticisi Con Kolivas, X’te Brisbane, Avustralya’da yeni bir solo BTC havuzunun başlatıldığını duyurdu. Bu Bitcoin madencilik havuzunun amacı, Okyanusya ve Asya-Pasifik minerlarına hizmet vermektir.

    CKpool’dan Avustralya’da Yeni Solo BTC Havuzu: Düşük Gecikme ve Bölgesel Odak

    Yeni AU solo havuzu, gecikme ve performans nedenleriyle ana CK havuzundan ve AB solo BTC madencilik havuzundan ayrıldı. X gönderisine göre, AU BTC havuzu düşük gecikmeyle çalışacak.

    Con Kolivas, AU BTC madencilik havuzundan üretilen blokların diğer kardeş havuzlar arasında yayılacağını belirtti. Ayrıca, AU BTC blokları ana CK havuzundan aynı imzayı taşıyacak, ancak “ckpoolau” önekiyle. Geliştirici, minerların yedekleme için diğer kardeş havuzları kullanma seçeneğine sahip olacağını açıkladı. Ana solo CK havuzu dünyanın çoğunu kapsıyor, ancak nispeten daha düşük gecikmeyle.

    AU Havuzu Muhtemelen Bitaxe Hakimiyetinde Olacak: Yüksek Elektrik Maliyetleri Etkisi

    Con Kolivas, AU havuzunun çoğunlukla Bitaxe madencilik riglerinden oluşacağını tahmin etti. Ayrıca, AU havuzunun diğer solo CK havuzlarına kıyasla en düşük hashrate’e sahip olacağını öngördü. Bunun nedeni Avustralya’daki yüksek elektrik maliyetleridir.

    Şu anda, Avustralya’da konut elektriğinin ortalama maliyeti kilovat saat (kWh) başına 33 Avustralya senti (AUD) iken, ticari elektrik maliyeti kWh başına 25 ila 45 AUD sent arasında değişiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde, ortalama konut elektrik fiyatı kWh başına 12,89 ABD senti (19,6 AUD senti) iken, Avustralya’da kWh başına 33 AUD senttir. Bu, Avustralyalıların bir kilovat saat elektrik için ödediğinin %60’ıdır.

    Ortalama bir Bitaxe rig hashrate’i 0,4-1,2 Terahash (TH/s) arasında değişir. Bu, Avustralya’da bir Bitaxe solo miner çalıştırmanın elektrik maliyetinin, ortalama konut tarifesi olan 33 AUD cent ile günlük 16 AUD sent, ticari tarifeler olan 25 ila 45 AUD cent/kWh ile ise günlük 12 ila 22 AUD sent arasında olacağı anlamına geliyor.

    Günlük maliyetler minimal görünse de, SoloChance’in hesaplamalarına göre bir Bitcoin bloğunu çözme ve 3.175 BTC’lik madencilik ücretlerini kazanma şansı 14.075 yıl sürecektir. Bir Bitaxe rig genellikle yaklaşık 150 ABD dolarına satılır ve ilgili hobiler genellikle 2 ila 4 BTC rig kümesi çalıştırır.

    Solo Bitcoin Madencisi 200 Ph/s ile 3.175 BTC Kazandı: Şans mı, Kiralık Hashrate mi?

    Dün, Con Kolivas, 904.989 numaralı bloğu çözdükten sonra 3.175 BTC kazanan bir solo madenciyi tebrik etti. Madenci, 200 petahash/saniye (Ph/s) gibi devasa bir hashrate ile 302. solo bloğu çözdü. Con Kolivas, “Bu büyüklükteki bir madenci, mevcut madencilik zorluğunda ortalama her ~35 günde bir blok çözerdi,” diye yazdı.

    Geliştirici, bu büyüklükteki bir madencinin muhtemelen hashrate kiraladığını açıkladı. Bunun nedeni, 200 Ph/s gibi yüksek hashrate’in mevcut madencilik donanımının hashrate’inden çok daha yüksek olmasıdır. Geliştirici, bu madencinin Bitcoin madenciliğine 9 Ocak 2025’te başladığını söyledi. Bu sadece yaklaşık 7 ay.

    2017’de Con Kolivas, sıfır ücretli paylaşımlı bir Bitcoin madencilik havuzu açtı. Havuz, minerlara anında coinbase ödemesi sağladı. Geliştirici havuzu topluluk için bir hizmet olarak oluşturdu. Ancak, 2020’de yeterli hashrate çekemediği için kapatmak zorunda kaldı.

    Sonuç: Küresel Madencilik Coğrafyasında Yeni Bir Bölüm

    CKpool’un Avustralya’da yeni bir solo Bitcoin madencilik havuzu başlatması, Bitcoin madencilik ekosisteminin küresel olarak nasıl genişlediğini ve optimize edildiğini gösteriyor. Düşük gecikme ve bölgesel odaklanma, Okyanusya ve Asya-Pasifik’teki minerlar için daha verimli bir deneyim sunmayı amaçlarken, Avustralya’daki yüksek elektrik maliyetleri gibi zorluklar da dikkat çekiyor. Son solo madencilik başarısı, büyük hashrate’lerin bile hala tek başına blok çözebildiğini gösterse de, bu tür başarıların genellikle kiralık hashrate ile mümkün olduğu gerçeği, bireysel madencilerin karşılaştığı zorlukları ve sektördeki profesyonelleşmeyi vurguluyor. Con Kolivas’ın bu hamlesi, Bitcoin madencilik altyapısının sürekli adaptasyonunu ve küresel ölçekte daha erişilebilir hale gelme çabalarını gözler önüne seriyor.

  • Trump’ın Fahiş Tarifesi Binlerce İşi Bitiriyor, Ülke Felaket Durumunda!

    Trump’ın Fahiş Tarifesi Binlerce İşi Bitiriyor, Ülke Felaket Durumunda!

     

    Lesotho, Trump’ın %50’lik tarife tehdidinin tekstil endüstrilerini batırma riski taşıdığı konusunda uyarıda bulundu. Ülkenin Ticaret Bakanı Mokhethi Shelile, ABD’nin ideal olarak %10 veya daha düşük, uygun bir tarife oranı belirlemesine güvendiklerini belirtti. Shelile, daha yüksek herhangi bir oranın tekstil endüstrilerini ABD pazarlarından çıkarabileceğini veya kapanmaya sürükleyebileceğini de sözlerine ekledi.

    Lesotho, şu anda ABD’ye giyim ürünleri ihraç eden önde gelen Afrika ülkesi konumunda olup, Levi’s ve Wrangler gibi büyük Amerikan markalarına tedarik sağlıyor. Ancak Trump yakın zamanda bu Afrika ülkesini “kimsenin adını duymadığı bir ülke” olarak nitelendirmişti.

    Lesotho Tekstil Fabrikaları Kapanmaya Hazırlanıyor, İşçi Çıkarmalar Başladı

    Başkan Trump, Nisan ayında Lesotho’nun ihracatına %50’lik bir tarife uygulama tehdidinde bulunmuştu – bu, dünya genelinde uygulanan en dik oranlardan biriydi – ancak daha sonra bu hamleyi askıya almıştı. Askıya alma süresinin yaklaşmasıyla birlikte Lesotho, ABD ile hala bir ticaret anlaşması sağlayamadı, bu da Trump tehdidini uygularsa tarifelerle karşılaşabileceği anlamına geliyor.

    Tekstil ihracatı Lesotho’nun 2 milyar dolarlık GSYİH’sinin %10’unu oluşturuyor, ancak tarife belirsizliği sektöre açıkça zarar verdi. Lesotho’nun tekstil endüstrisinde 40.000’den fazla kişi istihdam ediliyordu, ancak tarifelerin ilk duyurulmasından sonra kitlesel işten çıkarmalar başladı.

    Ülkenin giyim ihracatçılarından biri olan Afri Expo’nun kurucusu Teboho Kobeli, “Büyük çaplı işten çıkarmalar devam ediyor. [Fabrikalar] ABD siparişleri dışında başka siparişler yapmıyorsa, tamamen kapanıyorlar,” diye doğruladı. Çoğu fabrikanın sadece bekleyen sevkiyatları tamamladığını, çünkü yeni siparişlerin verilmediğini de sözlerine ekledi.

    Durumu göz önüne alarak, ülke hükümeti bu hafta “felaket durumu” ilan etti. Ancak Shelile, felaket durumunun idari engelleri kaldıracağını ve binlerce tarım ve inşaat işi yaratma çabalarını hızlandıracağını ısrarla belirtiyor. Hükümetin önümüzdeki iki yıl içinde 60.000 iş ekleyebileceğini savundu.

    Ek olarak, bakanlıklardan bütçelerinin %3’ünü, özel sektörü güçlendirmek için gençlik hibelerini ve girişimci kredilerini desteklemek üzere 22,2 milyon dolarlık bir fona ayırmalarının isteneceği de gazetecilere söyledi. Şu anda ülkedeki genç nüfusun en az %48’i işsiz.

    Analistler Trump’ın Lesotho Tarifelerini Tamamen Haksız Buluyor

    Bazı analistler, ABD’nin Lesotho’ya önerdiği tarifelerin fahiş olduğunu ve büyük zarar verebileceğini düşünüyor. Uluslararası ticaret danışmanlık firması Tulip Consulting’in CEO’su Colette van der Ven, Afrika ülkesinin ABD toplam açığının sadece %0,02’sini oluşturduğunu, bu nedenle %50’lik bir vergi uygulamasının tamamen mantıksız olduğunu iddia etti. Tekstil endüstrisinin dağınık değer zinciri nedeniyle Lesotho içinde çok az değer eklendiğini, bu nedenle ülkeyi cezalandırmanın ABD ticaret açığını düşürmeye yardımcı olmayacağını savundu.

    Shelile ayrıca, ABD tarifelerinin kendilerini yıllardır rahatsız eden sorunları daha da kötüleştireceğini söyledi. Ülkenin daha fazla alıcıyı dahil etmeyi düşündüğünü, ABD pazarından uzaklaşarak Güney Afrika gibi ülkelere yöneldiğini belirtti. Ancak sektör uzmanları, özellikle Afrika kıtası içinde başka pazarlar bulmanın sorunlarına kolay bir çözüm olmayabileceği konusunda uyardı.

    Örneğin, Johannesburg merkezli XA Global Trade Advisors’ın CEO’su Donald MacKay, Afrikalı müşterilerin genellikle Amerikalılarla aynı malları satın almadığı için ABD pazarını Afrika talebiyle değiştirmenin zor olacağını açıkladı.

    Bununla birlikte, ABD hükümeti, Afrika ülkeleriyle gelecekteki ticaret müzakerelerine rehberlik edecek bir “şablon” geliştirdiğini vurguladı. Başkan Trump da yakın zamanda Gabon, Gine-Bissau, Liberya, Moritanya ve Senegal liderlerini ticaret anlaşmaları müzakere etmek üzere ağırladı.

    Sonuç: Küçük Ekonomiler Büyük Ticaret Savaşlarının Kurbanı mı Oluyor?

    Lesotho’nun tekstil endüstrisinin Trump’ın %50’lik tarife tehdidi karşısında yaşadığı çöküş riski, küresel ticaret savaşlarının küçük ve savunmasız ekonomiler üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Analistlerin bu tarifeleri “tamamen haksız” bulması ve Lesotho’nun ABD ticaret açığına olan katkısının ihmal edilebilir düzeyde olması, Trump yönetiminin bu hamlesinin ardındaki mantığı sorgulatıyor. Lesotho’nun işsizlik ve ekonomik zorluklarla boğuştuğu bir dönemde gelen bu tehdit, ülkeyi zorlu bir çıkmaza sokuyor. Lesotho’nun yeni pazarlar arayışı ve iç ekonomik reform çabaları takdire şayan olsa da, ABD pazarının kaybının kısa vadede telafi edilmesi zor bir boşluk yaratacağı aşikar. Bu durum, küresel ticaret politikalarının insani ve ekonomik sonuçları hakkında önemli soruları gündeme getiriyor.