KoinMedya

Kategori: Coin Haberleri

Kripto para piyasası güncel ve anlık durum, güncel haber, analiz ve yorumlar, anlık kripto para fiyatları ve canlı fiyat grafikleri. Bitcoin, Ethereum, Ripple, Litecoin, Tron, EOS, Cardano, Stellar gibi her bir kripto paranın fiyat, analiz ve grafikleri bir arada.

  • Bitcoin Boğa Koşusu Hiç Bitmeyecek mi? Sektör Lideri İddialı Konuştu

    Bitcoin Boğa Koşusu Hiç Bitmeyecek mi? Sektör Lideri İddialı Konuştu

     

     

    Bitcoin Inc. CEO’su ve eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Bitcoin danışma ekibinin bir üyesi olan David Bailey, Bitcoin piyasasının önümüzdeki yıllarda bir ayı piyasası görmeyeceğini iddia ediyor.

    Kurumsal Talep “Duraksız Yükselişi” Getirecek

    Bailey’nin bu iddialı tahmini, Bitcoin’e yönelik artan kurumsal talebe dayanıyor. X üzerinden yaptığı bir açıklamada, dünyanın en büyük yatırımcılarının yalnızca çok küçük bir bölümünün şu anda Bitcoin’e sahip olduğunu, bu durumun da potansiyel talebin büyük bir kısmının henüz ortaya çıkmadığı anlamına geldiğini belirtti.

    Bailey, “Kurumsal yatırımcıların yüzde birinden daha azının Bitcoin’e maruziyeti var ve olanların tahsisi de yüzde birden az,” diye yazdı. “Bu, talebin %99.99’unun bizi beklediği anlamına geliyor. Bitcoin başına 1 milyon dolara tırmanış için 1 trilyon dolarlık bir likidite bile yok.”

    Tarihsel Döngüler Tekrarlanmayacak mı?

    Bailey’nin bu öngörüsü, perakende yatırımcılar ve analistler arasında tartışma yarattı. Bazı eleştirmenler, her piyasa döngüsünde geçmişteki kalıpların artık geçerli olmadığını iddia eden açıklamaların yapıldığını, ancak fiyat hareketlerinin tarihsel zaman çizelgeleriyle tam olarak eşleştiğini söylüyor.

    Ancak Bailey, bu seferki durumun kurumsal katılımın boyutu nedeniyle farklı olduğunu savunuyor. 2020’de MassMutual gibi şirketlerin yaptığı 100 milyon dolarlık Bitcoin alımlarını “marjinal bahisler” olarak değerlendiren Bailey, şu anki durumu kurumsal benimsemenin “ebedi Eylülü” olarak tanımlıyor.

    Diğer analistler ise Bitcoin’in geleneksel piyasalardan bağımsız hareket etmediği konusunda uyarıyor. Bir analist, kripto piyasalarının hala hisse senetlerine yoğun bir şekilde bağlı olduğunu ve eğer hisse senetleri bir ayı piyasasına girerse, kriptonun da onu takip edeceğini belirtiyor.

    “Eylül Etkisi” ve Makro Riskler Devam Ediyor

    Bitcoin’in tarihsel fiyat hareketleri de bu tartışmaya farklı bir boyut katıyor. Her halving sonrası yılda, Eylül ayının sürekli olarak kırmızı (negatif) bir ay olduğu gözlemleniyor. Örneğin, 2017’de Bitcoin Temmuz ve Ağustos aylarında büyük kazançlar elde etmiş, ancak Eylül ayında %7.44 düşüş yaşamıştı.

    Uzmanlar, Bitcoin’in yolunun daha da yükseleceğini düşünse de, ayı piyasasının yıllarca uzakta olduğu fikrine şüpheyle yaklaşıyor. Piyasalar olgunlaştıkça oynaklığın azalmasını bekliyorlar ancak beklenmedik makroekonomik şokların her zaman bir risk taşıdığını vurguluyorlar. Gelecek bir yılda faiz oranlarında yeni bir artış, piyasayı olumsuz bir düzeltme evresine sokabilir.

  • Ethereum’da Sınıfsal Uçurum: Balinalar Sakin Kalırken Bireysel Yatırımcı Neden Panikliyor?

    Ethereum’da Sınıfsal Uçurum: Balinalar Sakin Kalırken Bireysel Yatırımcı Neden Panikliyor?

    Kripto para piyasaları, son haftalarda Bitcoin ve Ethereum liderliğinde yaşanan ralliyle yatırımcıların yüzünü güldürmeyi başardı. Özellikle Ethereum (ETH), tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 4.878 doları zorlayarak piyasada yeni bir heyecan dalgası yarattı. Ancak bu kısa zirve denemesinin ardından gelen fiyat geri çekilmesi, on-chain verilerde şaşırtıcı bir ayrışmayı ortaya koydu: Bireysel yatırımcılar panikle pozisyonlarını kapatırken, kurumsal yatırımcılar bu düşüşü sessizce alım fırsatı olarak değerlendiriyor.

    Piyasa Soğurken Farklılaşan Tepkiler

    Bitcoin’in (BTC) 124.400 doları aşan rekoru ve ardından 117.000 dolar seviyesine gerilemesi, tüm kripto piyasasında bir soğuma etkisi yarattı. Toplam piyasa değeri 4 trilyon doların altına düştü ve işlem hacimlerinde %32’lik bir düşüş gözlendi. Bu düzeltme hareketi sırasında, piyasayı yakından takip eden bireysel yatırımcılar, kârlarını realize etme veya daha fazla kayıptan kaçınma güdüsüyle satış baskısı oluşturdu.

    Ancak on-chain analizler, bu “ayı” tablosunun altında tamamen farklı bir hikaye olduğunu gösteriyor. Bir yanda, 2015 yılında sadece 104 dolar yatırımla 334.7 ETH (bugünkü değeriyle yaklaşık 1.48 milyon dolar) biriktiren bir erken dönem yatırımcısı, neredeyse on yıl sonra sessizce kârını nakde çeviriyor. Bu, sabırlı ve uzun vadeli yatırım stratejisinin ne kadar kazançlı olabileceğinin çarpıcı bir örneği.

    Kurumlar Vites Artırıyor: ETH Dipte Yığılıyor

    Bireysel yatırımcıların aksine, kripto para dünyasının devleri düşüşü bir alım fırsatı olarak görüyor. Son 24 saat içinde, kripto madencilik firması Bitmine, portföyüne 106.485 ETH (yaklaşık 470 milyon dolar) ekleyerek toplam ETH varlığını 1.29 milyon adede, yani yaklaşık 5.8 milyar dolara çıkardı. Bu hamle, kurumsal iştahın ne denli büyük olduğunu ve Ethereum’a olan inancın sarsılmaz olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, kimliği açıklanmayan başka bir kurumsal alıcı da Kraken borsasından dört gün içinde 92.899 ETH (yaklaşık 412 milyon dolar) çekerek yeni cüzdanlara aktardı.

    Santiment’in açgözlülük endeksinin perakende yatırımcılar arasında zirveye ulaştığını gösterdiği dönemde, büyük fonların bu stratejik pozisyon ayarlamaları, piyasanın derinliğindeki kurumsal hakimiyeti gözler önüne seriyor. Longling Capital gibi fonlar, 31.8 milyon dolarlık ETH satışı yapsa bile, portföylerinde 352 milyon dolar değerinde Ether tutmaya devam ederek uzun vadeli hedeflerine sadık kaldıklarını kanıtlıyor.

    Beklenmedik Kazananlar: Hackler de Ralliden Payını Aldı

    Piyasadaki bu volatilite, ne yazık ki bazı siber suçluların da işine yaradı. Geçmişte gerçekleştirdikleri siber saldırılarla yüklü miktarda kripto çalan hackerlar, Ethereum rallisini kâra çevirmek için harekete geçti. Radiant Capital sömürüsünün arkasındaki saldırgan, bu hafta 44 milyon dolar değerinde ETH satarak, çaldığı fonların toplam değerini 100 milyon doların üzerine çıkardı. Bu, orijinal saldırıdan elde ettikleri kârın neredeyse iki katı.

    Benzer şekilde, Infini ve THORChain saldırganları da ETH’nin yükselişinden faydalandı. Şubat ayında 2.798 dolar fiyattan ETH satın alan Infini hackerı, son ralliyi kullanarak ortalama 3.762 dolardan 13.318 milyon DAI karşılığında 3.540 ETH sattı.

    Tüm bu veriler, kripto para ekosisteminde yaşanan fiyat hareketlerinin sadece yatırımcıları değil, aynı zamanda siber suç dünyasını da yakından etkilediğini gösteriyor. Ethereum’un fiyatı baskı altında kalsa da, son 30 günde %29’luk artışla dirençli duruşunu koruyor. Bu da, perakende yatırımcıların panik anlarının, piyasadaki büyük oyuncular için ne kadar değerli fırsatlar sunduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

  • Kripto Geliştiricisi Ivancheglo, Zcash’e “%51 Saldırısı” İma Etti

    Kripto Geliştiricisi Ivancheglo, Zcash’e “%51 Saldırısı” İma Etti

    Yapay zeka odaklı kripto protokolü Qubic‘in kurucusu Sergey Ivancheglo, X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı paylaşımlarla gizlilik odaklı token Zcash‘e potansiyel bir %51 saldırısı imasında bulundu. Aynı zamanda Come-From-Beyond takma adıyla da bilinen Ivancheglo, Zcash kurucusu Zooko Wilcox-O’Hearn‘ı “hükümet yanlısı olmakla” suçlayarak, ağın iddia ettiği kadar gizlilik odaklı olmadığını öne sürdü. Bu nedenle Zcash blok zincirine saldırmanın “ahlaki olarak haklı” olabileceğini savundu.

    Ivancheglo, takipçilerine bir anketle bu fikri sordu: “Ekonomik bir deneyin parçası olarak, blok zincirine maksimum hasarı vermeyi hedefleyen bir %51 saldırısı düzenlemek ahlaki olarak haklı olur muydu?”

    Ancak bu paylaşımlar, kripto topluluğunda sert tepkilere neden oldu. Bir X kullanıcısı, Ivancheglo’yu planlanan saldırıları kamuya açık şekilde duyurarak piyasa manipülasyonu yapmakla suçladı. Kullanıcı, Ivancheglo’nun eylemlerinin, sırf ekonomik teşvikler sağladığı bahanesiyle piyasa katılımcılarının zarara uğramasına yol açabileceğini belirtti. Ivancheglo ise bu eleştirilere ABD Anayasası’ndaki “ifade özgürlüğü” hakkına atıfta bulunarak yanıt verdi ve ülkesi Belarus’un ABD yaptırımları altında olması nedeniyle kendisi hakkında hukuki işlem başlatılamayacağını iddia etti.

    Kripto Topluluğu Qubic’in Gizlilik Ağlarını Hedef Almasını Eleştiriyor

    Qubic madencilik havuzunun yakın zamanda Monero blok zincirinde geçici olarak kontrolü ele geçirmesi ve blokları yeniden düzenlemesi, XMR tokeninin değerinde sert bir düşüşe yol açmıştı. Bu olay, Qubic’in madencilere daha iyi ekonomik teşvikler sunarak herhangi bir “İş Kanıtı” (PoW) zincirine saldırabileceğini kanıtlamak için tasarlanmış bir deneyin parçasıydı.

    Benzer bir durumun Zcash ağında yaşanma olasılığı, kripto kullanıcıları arasında karmaşık tepkilere yol açtı. Bazı kullanıcılar Zcash’in hâlâ en iyi gizlilik odaklı ağlardan biri olduğunu savunurken, Qubic’in bu tür bir saldırısının kullanıcılar için bir fayda sağlamayacağını belirtti. Diğerleri ise, Zcash’in kurucusunun eski bir paylaşımının bağlamından koparıldığını ve Zcash’in gizlilik konusundaki duruşunu değiştirdiğini öne sürdü.

    Öte yandan, Zcash (ZEC) fiyatı bu haberlerden etkilenmedi ve son 24 saatte %3.15’lik bir artış gösterdi. Bu durumun, birçok kişinin Qubic’in Zcash ağında yeterli kontrolü ele geçirmesinin zor olduğuna inanmasından kaynaklandığı düşünülüyor. ZEC, yıl başından bu yana %37 değer kaybederek zor bir dönemden geçiyor. Karşılaştırma olarak, yaklaşık 400 milyon dolarlık piyasa değerine sahip QUBIC tokeni ise son 90 günde %135’lik bir artış kaydetti.

  • Japonya’da İlk Kez Yen Destekli Stablecoin’lere Onay Geliyor

    Japonya’da İlk Kez Yen Destekli Stablecoin’lere Onay Geliyor

    Japonya, yerel fintech firmalarının yen destekli stablecoin ihraç etmesine ilk kez izin vererek küresel stablecoin piyasasına adım atmaya hazırlanıyor. Japonya Finansal Hizmetler Ajansı’nın (FSA) bu kararıyla birlikte, Tokyo merkezli JPYC Inc. firması bu ay sonuna kadar para transferi operatörü olarak kayıt yaptıracak ve süreci başlatacak.

    Bu karar, 250 milyar doların üzerinde bir değere ulaşan ve büyük ölçüde dolar destekli token’lar olan USDC ve Tether‘in hakimiyetindeki küresel stablecoin piyasasına Japonya’yı da dahil edecek. Japonya, bu hamleyle likidite sağlamanın yanı sıra uluslararası para transferlerini daha hızlı, ucuz ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor.

     

    JPYC, Kamu Blok Zincirleri ve Reel Varlık Rezervlerini Kullanacak

     

    JPYC token’ı, her bir token için 1 yen sabit değerini koruyacak ve bu değer banka mevduatları ile Japon devlet tahvillerinden oluşan gerçek varlıklarla desteklenecek. Bireyler veya şirketler, banka transferiyle ödeme yaptıktan sonra, token’lar dijital cüzdanlarına aktarılacak.

    Önemli bir ayrıntı olarak, JPYC, yeni bir blok zinciri oluşturmak yerine mevcut kamu blok zincirleri üzerinde faaliyet gösterecek. Bu yaklaşım, altyapının açık kalmasını sağlayacak ve kripto ekosisteminde daha fazla “kapalı bahçe” yaratılmasını engelleyecek.

    JPYC temsilcisi Ryosuke Okabe, X’te yaptığı bir paylaşımda stablecoin’leri “devlet tahvili emen makineler” olarak tanımladı. Tether ve Circle gibi dominant ihraççıların ABD devlet tahvillerinin en büyük alıcılarından biri haline geldiğini belirten Okabe, JPYC’nin de Japonya’da benzer bir modeli izleyeceğini söyledi. Okabe, stablecoin ihraççılarından gelen bu talebin, Japon devlet tahvillerinin faiz oranlarını etkileyebileceği ve bunun da ipotek kredileri gibi maliyetleri artırabileceği konusunda uyardı.

    Ayrılma Riskleri ve Kârın Kimde Kalacağı

    Okabe, devlet tahvili fiyatlarının düşmesi durumunda teminat riskinin kime ait olduğu sorusuna, böyle bir durumda ihraççının sorumlu olacağını belirtti. Okabe ayrıca, stablecoin’lerin arkasındaki varlıklardan elde edilen faiz gelirinin token sahiplerine değil, doğrudan ihraççıya kalacağını ifade etti. Faiz ödemeleri yasaklanmış olsa da, kredi kartı ödülleri gibi küçük teşviklerin yasalarca izin verildiğini ekledi.

    Okabe, ikincil piyasalarda stablecoin’in 1 yen altından işlem görmesi gibi risklerin de farkında olduklarını kabul etti. Ancak bu durumda, alıcıların token’ı tekrar JPYC’ye getirerek tam değerinden nakde çevirebileceğini ve bunun da fiyatı hızla normale döndürmeye yardımcı olacağını söyledi. Ancak Japonya’nın kendi tahvillerinde bir temerrüde düşmesi veya tahvil fiyatlarının çökmesi gibi olağanüstü durumlarda, stablecoin’in değer sabitleme yeteneğinin daha uzun süre bozulabileceği uyarısında bulundu.

    Düzenlemeler, likidite risklerini azaltmak için JPYC’nin en yüksek ihraç değerinin %101’ini bir hafta içinde mevduat olarak yatırmasını zorunlu kılıyor. Bu depozitonun, stablecoin’lerin piyasaya sürülmesinden sonra üç iş günü içinde yapılması gerekiyor.

  • ABD Hazine Bakanlığı, DeFi’da Yasa Dışı Finansla Mücadele İçin Dijital Kimliği İnceliyor

    ABD Hazine Bakanlığı, DeFi’da Yasa Dışı Finansla Mücadele İçin Dijital Kimliği İnceliyor

    ABD Hazine Bakanlığı, merkeziyetsiz finans (DeFi) sektöründe yasa dışı mali faaliyetlerle mücadele etmek amacıyla dijital kimlik teknolojilerini nasıl kullanabileceğini araştırıyor. Bu kapsamda, kamuoyundan ve sektörden geri bildirimler topluyor.

    Bu girişim, Temmuz ayında yasalaşan GENIUS Yasası‘nın bir sonucu. Yasa, ödeme odaklı stablecoin’ler için düzenleyici bir çerçeve oluşturmanın yanı sıra, Hazine Bakanlığı’nı yapay zeka ve blok zinciri izleme gibi yeni uyum teknolojilerini incelemeye yönlendiriyor.

    Akıllı Sözleşmelere KYC/AML Entegrasyonu

    Hazine Bakanlığı’nın değerlendirdiği en dikkat çekici fikirlerden biri, DeFi protokollerinin akıllı sözleşmelerine dijital kimlik bilgilerini doğrudan entegre etmek. Bu modelde, bir akıllı sözleşme, herhangi bir işlemden önce kullanıcının kimliğini doğrulayabilecek. Böylece, Müşterini Tanı (KYC) ve Kara Para Aklamayı Önleme (AML) gibi güvenlik önlemleri blok zinciri altyapısının bir parçası haline getirilecek.

    Bakanlık, bu tür dijital kimlik çözümlerinin (devlet kimlikleri, biyometrik veriler veya taşınabilir kimlik bilgileri gibi) uyum maliyetlerini düşürebileceğini ve aynı zamanda kullanıcı gizliliğini koruyabileceğini belirtiyor. Bu sayede finansal kurumların ve DeFi hizmetlerinin, kara para aklama veya yaptırım kaçırma gibi suçları daha işlemler gerçekleşmeden önce tespit etmesi kolaylaşabilir.

    Bakanlık, bu yeni teknolojilerin veri gizliliği ve inovasyon-düzenleme dengesi gibi potansiyel zorluklarını da ele alıyor. Yorumlar için son tarih 17 Ekim olarak belirlendi.

    Bankalardan Stablecoin Faiz Boşluğu Uyarısı

    Bu gelişmelerle paralel olarak, Bank Policy Institute (BPI) liderliğindeki birçok bankacılık grubu, Kongre’ye GENIUS Yasası’ndaki bir “boşluğu” kapatması için çağrıda bulundu. Bankalar, yasadaki bir hükmün stablecoin ihraççılarının faiz veya getiri ödemesi yasağını, kripto borsaları veya bağlı kuruluşları aracılığıyla kolayca aşmasına olanak tanıyabileceği konusunda uyarıyor.

    BPI, bu boşluğun kapatılmaması halinde, Amerikan ekonomisi için ciddi bir risk oluşabileceğini ve geleneksel bankalardan 6,6 trilyon dolarlık bir mevduat çıkışına neden olabileceğini iddia ediyor. Bu durumun, kredi akışını bozarak ana caddedeki işletmeler ve aileler için daha yüksek faiz oranlarına ve daha az krediye yol açabileceği belirtiliyor.

  • Lykke’nin Sonunu Getiren Bitcoin Hırsızlığı: Şüpheli Kuzey Kore

    Lykke’nin Sonunu Getiren Bitcoin Hırsızlığı: Şüpheli Kuzey Kore

    İngiltere merkezli kripto para alım satım platformu Lykke’den 17 milyon sterlin değerinde Bitcoin çalınmasıyla sonuçlanan siber saldırının arkasında Kuzey Koreli siber saldırganların olduğu iddia ediliyor. Bu siber saldırı, Lykke’nin ticareti dondurmasına, operasyonlarını durdurmasına ve sonunda mahkeme kararıyla tasfiye edilmesine yol açtı.

    Kuzey Kore’nin Sorumluluğu ve Lazarus Grubu

    Birleşik Krallık Hazine Bakanlığı’na bağlı Finansal Yaptırımlar Uygulama Ofisi, saldırının arkasında “kötü niyetli Kuzey Koreli siber aktörlerin” olduğunu belirtti. Bu operasyonu gerçekleştiren siber çetenin, dünya genelinde birçok büyük kripto saldırısıyla ilişkilendirilen Lazarus Grubu olduğuna inanılıyor. Eğer bu iddia doğrulanırsa, bu saldırı, Lazarus’un bugüne kadar bir Birleşik Krallık hedefine karşı gerçekleştirdiği en büyük kripto hırsızlığı olacak.

    Çalınan fonların, Kuzey Kore’nin nükleer silah ve askeri programlarını finanse etmek için yürüttüğü daha geniş çaplı bir planın parçası olduğu düşünülüyor. İsrailli kripto araştırma şirketi Whitestream da, fonların izini sürerek saldırganın Lazarus olduğunu iddia etti. Whitestream, hackerların parayı, kullanıcıların izini kaybetmelerine yardımcı olan “kripto karıştırıcıları” (mixers) ve düzenlenmemiş borsalar aracılığıyla akladığını belirtti.

    Lykke’nin Çöküşü ve Hukuki Süreç

    İsviçre’de kurulan ancak İngiltere’de tescilli olan Lykke, 2015 yılında Richard Olsen tarafından komisyonsuz alım satım vaadiyle kurulmuştu. Şirket, saldırının ardından 22.8 milyon dolarlık bir kayıp yaşadığını açıkladı ve kullanıcı fonlarını kurtarabileceğini söylese de, Aralık 2023 itibarıyla operasyonlarını tamamen durdurdu.

    Mart 2025’te ise, Birleşik Krallık mahkemesi, 70’ten fazla kullanıcının yasal işlem başlatması üzerine Lykke’nin tasfiyesine karar verdi. Bu süreçte, şirket varlıklarının dağıtımı ve durumun çözülmesi için Interpath Advisory adlı bir danışmanlık firması görevlendirildi. Şirketin kurucusu Richard Olsen’ın da Ocak 2025’te iflas ettiği ve hakkında İsviçre’de ceza davası soruşturması yürütüldüğü bildirildi.

    Lykke’nin hikayesi, bir yandan Kuzey Kore’nin siber saldırılarla rejimini ayakta tutma çabalarını gözler önüne sererken, diğer yandan kripto piyasasında düzenleme eksikliğinin ve şirketlerin güvenlik açıklarının ne denli ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.