KoinMedya

Etiket: abd

  • Trump’tan Resmi Onay: ABD ve Çin Arasında Ticaret Savaşı Yeniden Tırmanıyor

    Trump’tan Resmi Onay: ABD ve Çin Arasında Ticaret Savaşı Yeniden Tırmanıyor

    ABD Başkanı Donald Trump, son günlerde tırmanan gerilimin ardından, ülkesinin Çin ile aktif bir ticaret savaşının içinde olduğunu resmen doğruladı.1 Bu açıklama, Trump’ın tüm Çin ithalatına %100 tarife uygulama tehdidini dile getirmesinin hemen ardından geldi ve iki küresel dev arasındaki ekonomik cepheleşmenin yeniden kızıştığını gösteriyor.2 Bir muhabirin “Çin ile ticaret savaşına mı hazırlanıyoruz?” sorusuna Trump, net bir şekilde “Pekâlâ, şu anda içindeyiz” yanıtını verdi. Başkan, tarifelerin Amerika’nın adil olmayan ticaret uygulamalarına karşı ana savunma aracı olduğunu vurgulayarak, bu politikaların ABD’nin kritik endüstrilerinin yabancı kontrolüne geçmesini engellediğini savundu.

    Trump’ın geçen hafta sosyal medyadan yaptığı %100 tarife tehdidi, küresel piyasalarda anında şok etkisi yaratmıştı.3 Bu duyurunun ardından Bitcoin fiyatları birkaç saat içinde $121.560 seviyesinden $103.000’ın altına hızla geriledi.4 Analistler, bu ani düşüşün, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki gerilim işaretlerine karşı piyasanın ne kadar hassas olduğunu ve Trump’ın sözlerinin piyasa üzerindeki gücünü koruduğunu gösterdiğini belirtti.

    Ticaret Politikaları ve Piyasaların Uyum Sağlama Çabası

    Ticaret politikalarını destekleyenler, tarifelerin şirketleri üretimi ABD dışına taşımaktan vazgeçireceğini ve ticaret dengesini düzelteceğini savunuyor. Onlara göre bu vergiler, kısa vadede maliyet artsa bile, yerel üretimi teşvik ederek ülkenin kendine yeterliliğini artıracak. Karşıt görüştekiler ise tarifelerin elektronik, giyim ve makine gibi günlük ürünlerin fiyatlarını yükselteceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, Çin’in misilleme tarifeleri uygulaması durumunda Amerikan çiftçileri ve ihracatçılarının kilit pazarlara erişimini kaybedebileceği endişesini dile getiriyorlar.

    Ancak ilk şokun ardından piyasaların beklenen çöküşü yaşamaması ve ABD borsa vadeli işlemlerinin istikrarlı kalması, hatta Bitcoin fiyatlarının hafifçe toparlanması, ilginç bir durumu ortaya koydu. Uzmanlar, yatırımcıların Trump’ın sert söylemlerine karşı alışkanlık kazandığını ve bu tür ani çıkışlara artık eskisi kadar hızlı panikle yanıt vermediğini düşünüyor. Bazı analistler ise Trump’ın bu sert yaklaşımını, yaklaşan ticaret görüşmeleri öncesinde Çin üzerinde baskı kurma ve elini güçlendirme amaçlı kasıtlı bir strateji olarak yorumluyor.

     

    Hazine Bakanı Bessent’ten Çin’e Sert Eleştiri

     

    ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de Çin’e yönelik eleştirilere katılarak, Pekin’in ticaret ve kaynak kontrolündeki “hayal kırıklığı yaratan eylemlerini” kınadı. Bessent, Çin hükümetinin kararlarının tüm küresel ekonomiyi yavaşlatma riski taşıdığını ve uzun vadede en çok Çin’in kendi endüstrilerine zarar vereceğini belirtti. Özellikle nadir toprak mineralleri gibi kritik ihracat kısıtlamalarının küresel tedarik zincirlerini bozduğunu ve şirketleri tedarik zincirlerini Çin’den uzaklaştırmaya ittiğini savundu.

    Bessent, Çin’in mevcut ticaret yaklaşımının diğer ülkelerle olan ilişkilerine zarar verdiğini ifade ederek, ABD ve müttefiklerinin yıllarca açık ticareti teşvik etmeye çalıştığını, ancak Çin’in eylemlerinin güveni sarstığını söyledi. Bakan, “Bu, Çin’e karşı dünya” diyerek sert bir tavır sergiledi ve Washington’ın müttefiklerine yeni üretim merkezleri kurmaları ve hammadde kaynaklarını çeşitlendirmeleri konusunda yardım ettiğini, böylece tek bir ülkeye olan bağımlılığı azalttığını sözlerine ekledi. Bu gelişmeler, ABD’nin yalnızca tarife savaşını tırmandırmakla kalmayıp, aynı zamanda Çin’i küresel ticaret sisteminin bir tehdidi olarak konumlandıran geniş bir jeoekonomik strateji izlediğini gösteriyor.

  • Kripto Yöneticileri, SEC Kuralları İçin ABD Senatörleriyle Görüştü

    Kripto Yöneticileri, SEC Kuralları İçin ABD Senatörleriyle Görüştü

    Kripto para sektörünün önde gelen isimleri, ABD’de dijital varlıkların nasıl ele alınacağına dair kuralları belirleyecek olan piyasa yapısı tasarısının ilerlemesi talebiyle Çarşamba günü Kongre üyeleriyle bir araya geldi. Yaklaşık üç saat süren yoğun görüşmelere, Senato Bankacılık Komitesi Başkanı Tim Scott, New York Senatörü Kirsten Gillibrand ve Senatör Chuck Schumer gibi kıdemli isimler katıldı.

    Görüşmeye katılanlar arasında Coinbase CEO’su Brian Armstrong, Chainlink’ten Sergey Nazarov, ve Kraken eş CEO’su David Ripley gibi sektörün kilit yöneticileri vardı. Nazarov, toplantının “sıradan yuvarlak masa toplantısı” olmadığını belirterek, “Daha kıdemli senatörler aynı anda konuştu. Sektörün ekonomik değerinin yüksek olduğunu fark ettiler, bu yüzden bu konuyu doğru bir şekilde ele almaları gerektiğini anlıyorlar” dedi.

     

    İki Ayrı Oturum: Demokratlar ve Cumhuriyetçiler

     

    Kripto liderleri, önce Demokrat milletvekilleriyle bir buçuk saat süren bir oturum, ardından ise Cumhuriyetçilerle bir saatten fazla süren ayrı bir görüşme gerçekleştirdi.

    İlk oturumda Demokratlar, özellikle merkeziyetsiz finans (DeFi) ve kriptonun yasa dışı kullanımı gibi konulara odaklanan sorular yöneltti. Görüşmenin tonunun ciddi olduğunu belirten Nazarov, milletvekillerinin alanı kontrolü kaybetmeden nasıl dahil olacaklarını çözmeye çalıştıklarını ifade etti.

    Cumhuriyetçilerle yapılan ikinci toplantı ise daha doğrudan destekleyici bir atmosferde geçti. Her iki görüşmenin de ana konusu, Ekim sonunda oylamaya sunulması beklenen ancak federal hükümetin “kapanma modu” nedeniyle askıya alınan piyasa yapısı düzenlemesi oldu.

     

    Kritik Tasarının Önemi ve Regulator Belirsizliği

     

    Tasarı, kripto para birimlerini emtia ve menkul kıymetler olarak net bir şekilde ayırmayı ve bu varlıklardan hangi düzenleyici kurumun (SEC veya CFTC) sorumlu olacağını belirlemeyi amaçlıyor. Kraken ve Coinbase gibi büyük oyuncular için bu netlik hayati önem taşıyor, zira şu anda hangi kurumlara uyum sağlamaları gerektiği konusunda büyük bir belirsizlik yaşanıyor.

    Senato Bankacılık Komitesi’nin Cumhuriyetçi sözcüsü Jeff Naft, toplantının verimli geçtiğini ve sektör paydaşlarının tasarıya desteklerini yinelediklerini söyledi. Naft, Demokratları bir an önce tasarı için oylama tarihi belirlemeye ve konuyu geciktirmeyi bırakmaya çağırdı.

    Bu gelişme, her iki partinin de bu yılın başlarında imzalayarak yasalaştırdığı stablecoin tasarısının kabul edilmesinin ardından geldi. Sektör, bu yeni girişimle daha geniş kapsamlı bir dijital varlık düzenlemesinin de hayata geçirilmesini umuyor. Kripto yöneticilerinin yoğun baskısı, Washington’ın bu kritik mevzuata öncelik vermesi için bir sinyal niteliği taşıyor.

  • Trump, Ukrayna Savaşı İçin “Ekonomik Savaş” Uyarısı Yaptı

    Trump, Ukrayna Savaşı İçin “Ekonomik Savaş” Uyarısı Yaptı

    ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen kabine toplantısında Ukrayna savaşına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin bir araya gelerek savaşı durdurmaması halinde, “ekonomik savaş” başlatmaya hazır olduğunu söyledi.

    “Bu bir dünya savaşı olmayacak ama ekonomik savaş olacak. Ve bu savaş kötü olacak. Rusya için çok kötü olacak,” diyen Trump, diplomatik çabalar sonuç vermezse ağır ekonomik adımlar atacağını vurguladı.

    Trump daha önce göreve gelir gelmez savaşı bitirme sözü vermişti. Ancak yeniden başkan olmasına rağmen, şu ana kadar beklenen ilerleme kaydedilemedi.

    Putin-Zelenskiy zirvesi belirsizliğini koruyor
    Trump’ın 15 Ağustos’ta Alaska’nın Anchorage kentinde Putin ile yaptığı görüşmenin, Putin-Zelenskiy zirvesine zemin hazırlayacağı düşünülüyordu. Ancak aradan geçen bir haftayı aşkın süreye rağmen taraflar hâlâ buluşma tarihi açıklamadı. Kremlin, “gündem hazır değil” diyerek beklentileri geri çevirdi.

    Trump ise iki liderin süreci ağırdan aldığını belirterek, “Herkes pozisyon alıyor. Kimse adım atmıyor,” ifadelerini kullandı.

    Çifte baskı: Tarife hamlesi
    Trump yalnızca Moskova’ya değil, Rusya’dan petrol almaya devam eden ülkelere de gözdağı verdi. Bu kapsamda Hindistan’a uygulanan gümrük tarifeleri %50’ye çıkarıldı. Trump, diğer ülkeleri de benzer yaptırımlarla uyardı ancak Çin gibi büyük alıcılara yönelik adımlar şimdilik masada bekletiliyor.

    Öte yandan Trump, Zelenskiy’ye de eleştiriler yöneltti. Ukrayna liderinin ABD desteğine yeterince minnet göstermediğini savunan Trump, “Zelenskiy de tamamen masum değil, o da sorunun bir parçası” ifadelerini kullandı.

    Trump’ın ekonomik savaş tehdidi, hem Moskova hem de Kiev üzerinde baskıyı artırırken, sürecin önümüzdeki günlerde somut bir zirveyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı merakla bekleniyor.

  • Kriptoya Operasyon: ABD Kongresi Harekete Geçti!

    Kriptoya Operasyon: ABD Kongresi Harekete Geçti!

    ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi, eski Başkan Joe Biden yönetiminde finansal düzenleyicilerin yetkilerini kötüye kullanarak kripto şirketlerini bankacılık hizmetlerinden mahrum bıraktığı iddialarını soruşturuyor. Kongre tarafından 24 Ocak’ta yapılan bir açıklamaya göre, bu durum “Choke Point 2.0 Operasyonu” olarak adlandırıldı ve kripto topluluğunda büyük bir yankı uyandırdı.

    Senato Bankacılık Komitesi Başkanı Tim Scott, 5 Şubat’ta düzenlenecek bir duruşmada bu konunun ele alınacağını duyurdu ve bu tür uygulamaları “Amerikan karşıtı” olarak nitelendirdi. Scott, şu ifadeleri kullandı:
    “Choke Point 2.0 Operasyonu kapsamında, Biden yönetimi düzenleyicileri yetkilerini kötüye kullanarak dijital varlık şirketlerini, politik figürleri ve muhafazakar iş insanlarını finansal hizmetlerden mahrum bıraktı. Bu kabul edilemez. Bu tür suistimalleri durdurmak için Başkan Trump, sektör liderleri ve her iki partiden üyelerle çalışmayı dört gözle bekliyorum.”

    Kripto Sektöründe Yeni Bir Kabus

    Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC), bu iddiaların merkezinde yer alıyor. İhbarcılar, FDIC’yi kripto gözetimiyle ilgili kanıtları yok etmekle suçluyor.

    16 Ocak’ta Senatör Cynthia Lummis, FDIC Başkanı Marty Gruenberg’e bir mektup göndererek Ocak 2022’den bu yana dijital varlıklarla ilgili tüm belgelerin korunmasını talep etti. Lummis, FDIC personelinin belge sızıntılarını önlemek için sıkı bir şekilde denetlendiğini ve bazı çalışanların yasal tehditlerle karşı karşıya kaldığını iddia etti.

    Lummis, FDIC’nin Silvergate ve Signature gibi kripto dostu bankalara yönelik denetim belgelerini de görmek istediğini belirtti. Bu iki banka, 2023’te iflas etmişti. Ayrıca, ajanslar arası iletişim ve kripto şirketleriyle çalışan bankalara karşı alınan yaptırım kararlarının belgelerini talep etti.

    Trump Yönetiminin Tavrı

    Eski Başkan Donald Trump, görev süresi boyunca “Choke Point 2.0 Operasyonu”nu ortadan kaldırma sözü verdi. Trump, bu operasyonu “inovasyona karşı koordineli bir saldırı” olarak tanımladı ve kripto sektörünün adil olmayan bir şekilde hedef alındığını vurguladı. “Bu haksızlığa bir son vereceğiz,” dedi.

    Biden yönetimi ise bu iddiaları reddediyor. Eski Beyaz Saray Basın Sekreteri Karine Jean-Pierre, Haziran 2024’te yaptığı açıklamada, Biden’ın düzenleyici eylemlerinin yalnızca dolandırıcılığı önlemeyi ve finansal istikrarı sağlamayı hedeflediğini belirtti. Ancak, Kongre’deki soruşturmalar bu iddiaların peşini bırakmıyor.

    Bu soruşturmalar, kripto sektörü üzerindeki düzenleyici baskının gelecekte nasıl şekilleneceğine dair önemli bir dönüm noktası olabilir. ABD, dijital varlık düzenlemelerinde nasıl bir yol izleyecek? Bu sorunun cevabı, sektörün geleceğini belirleyecek gibi görünüyor.

  • Trump’ın Fahiş Tarifesi Binlerce İşi Bitiriyor, Ülke Felaket Durumunda!

    Trump’ın Fahiş Tarifesi Binlerce İşi Bitiriyor, Ülke Felaket Durumunda!

     

    Lesotho, Trump’ın %50’lik tarife tehdidinin tekstil endüstrilerini batırma riski taşıdığı konusunda uyarıda bulundu. Ülkenin Ticaret Bakanı Mokhethi Shelile, ABD’nin ideal olarak %10 veya daha düşük, uygun bir tarife oranı belirlemesine güvendiklerini belirtti. Shelile, daha yüksek herhangi bir oranın tekstil endüstrilerini ABD pazarlarından çıkarabileceğini veya kapanmaya sürükleyebileceğini de sözlerine ekledi.

    Lesotho, şu anda ABD’ye giyim ürünleri ihraç eden önde gelen Afrika ülkesi konumunda olup, Levi’s ve Wrangler gibi büyük Amerikan markalarına tedarik sağlıyor. Ancak Trump yakın zamanda bu Afrika ülkesini “kimsenin adını duymadığı bir ülke” olarak nitelendirmişti.

    Lesotho Tekstil Fabrikaları Kapanmaya Hazırlanıyor, İşçi Çıkarmalar Başladı

    Başkan Trump, Nisan ayında Lesotho’nun ihracatına %50’lik bir tarife uygulama tehdidinde bulunmuştu – bu, dünya genelinde uygulanan en dik oranlardan biriydi – ancak daha sonra bu hamleyi askıya almıştı. Askıya alma süresinin yaklaşmasıyla birlikte Lesotho, ABD ile hala bir ticaret anlaşması sağlayamadı, bu da Trump tehdidini uygularsa tarifelerle karşılaşabileceği anlamına geliyor.

    Tekstil ihracatı Lesotho’nun 2 milyar dolarlık GSYİH’sinin %10’unu oluşturuyor, ancak tarife belirsizliği sektöre açıkça zarar verdi. Lesotho’nun tekstil endüstrisinde 40.000’den fazla kişi istihdam ediliyordu, ancak tarifelerin ilk duyurulmasından sonra kitlesel işten çıkarmalar başladı.

    Ülkenin giyim ihracatçılarından biri olan Afri Expo’nun kurucusu Teboho Kobeli, “Büyük çaplı işten çıkarmalar devam ediyor. [Fabrikalar] ABD siparişleri dışında başka siparişler yapmıyorsa, tamamen kapanıyorlar,” diye doğruladı. Çoğu fabrikanın sadece bekleyen sevkiyatları tamamladığını, çünkü yeni siparişlerin verilmediğini de sözlerine ekledi.

    Durumu göz önüne alarak, ülke hükümeti bu hafta “felaket durumu” ilan etti. Ancak Shelile, felaket durumunun idari engelleri kaldıracağını ve binlerce tarım ve inşaat işi yaratma çabalarını hızlandıracağını ısrarla belirtiyor. Hükümetin önümüzdeki iki yıl içinde 60.000 iş ekleyebileceğini savundu.

    Ek olarak, bakanlıklardan bütçelerinin %3’ünü, özel sektörü güçlendirmek için gençlik hibelerini ve girişimci kredilerini desteklemek üzere 22,2 milyon dolarlık bir fona ayırmalarının isteneceği de gazetecilere söyledi. Şu anda ülkedeki genç nüfusun en az %48’i işsiz.

    Analistler Trump’ın Lesotho Tarifelerini Tamamen Haksız Buluyor

    Bazı analistler, ABD’nin Lesotho’ya önerdiği tarifelerin fahiş olduğunu ve büyük zarar verebileceğini düşünüyor. Uluslararası ticaret danışmanlık firması Tulip Consulting’in CEO’su Colette van der Ven, Afrika ülkesinin ABD toplam açığının sadece %0,02’sini oluşturduğunu, bu nedenle %50’lik bir vergi uygulamasının tamamen mantıksız olduğunu iddia etti. Tekstil endüstrisinin dağınık değer zinciri nedeniyle Lesotho içinde çok az değer eklendiğini, bu nedenle ülkeyi cezalandırmanın ABD ticaret açığını düşürmeye yardımcı olmayacağını savundu.

    Shelile ayrıca, ABD tarifelerinin kendilerini yıllardır rahatsız eden sorunları daha da kötüleştireceğini söyledi. Ülkenin daha fazla alıcıyı dahil etmeyi düşündüğünü, ABD pazarından uzaklaşarak Güney Afrika gibi ülkelere yöneldiğini belirtti. Ancak sektör uzmanları, özellikle Afrika kıtası içinde başka pazarlar bulmanın sorunlarına kolay bir çözüm olmayabileceği konusunda uyardı.

    Örneğin, Johannesburg merkezli XA Global Trade Advisors’ın CEO’su Donald MacKay, Afrikalı müşterilerin genellikle Amerikalılarla aynı malları satın almadığı için ABD pazarını Afrika talebiyle değiştirmenin zor olacağını açıkladı.

    Bununla birlikte, ABD hükümeti, Afrika ülkeleriyle gelecekteki ticaret müzakerelerine rehberlik edecek bir “şablon” geliştirdiğini vurguladı. Başkan Trump da yakın zamanda Gabon, Gine-Bissau, Liberya, Moritanya ve Senegal liderlerini ticaret anlaşmaları müzakere etmek üzere ağırladı.

    Sonuç: Küçük Ekonomiler Büyük Ticaret Savaşlarının Kurbanı mı Oluyor?

    Lesotho’nun tekstil endüstrisinin Trump’ın %50’lik tarife tehdidi karşısında yaşadığı çöküş riski, küresel ticaret savaşlarının küçük ve savunmasız ekonomiler üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Analistlerin bu tarifeleri “tamamen haksız” bulması ve Lesotho’nun ABD ticaret açığına olan katkısının ihmal edilebilir düzeyde olması, Trump yönetiminin bu hamlesinin ardındaki mantığı sorgulatıyor. Lesotho’nun işsizlik ve ekonomik zorluklarla boğuştuğu bir dönemde gelen bu tehdit, ülkeyi zorlu bir çıkmaza sokuyor. Lesotho’nun yeni pazarlar arayışı ve iç ekonomik reform çabaları takdire şayan olsa da, ABD pazarının kaybının kısa vadede telafi edilmesi zor bir boşluk yaratacağı aşikar. Bu durum, küresel ticaret politikalarının insani ve ekonomik sonuçları hakkında önemli soruları gündeme getiriyor.

  • ABD Ekonomisine Çifte Tehdit: Rekor Kredi Borcu ve Gümrük Tarifesi Davası

    ABD Ekonomisine Çifte Tehdit: Rekor Kredi Borcu ve Gümrük Tarifesi Davası

     

     

    ABD borsalarının istikrarı, rekor seviyelere ulaşan kredi borçları ve hükümetin gümrük tarifesi politikasına yönelik hukuki bir dava olmak üzere çifte tehdit altında. Hisse senedi rallisinin giderek artan bir şekilde borç parayla finanse edilmesi tehlikeli bir duruş oluştururken, olası bir mahkeme kararı federal biskal projeksiyonları alt üst etme potansiyeli taşıyor.

    Rekor Seviyede Kredi Borcu

    ABD borsaları, FINRA‘dan yayımlanan Temmuz ayı verilerine göre, toplam kredi borcunun 1.02 trilyon dolarlık rekor seviyeye ulaşmasıyla, giderek daha fazla borçlu bir temele oturuyor. Bu, sadece bir ayda 14.6 milyar dolarlık bir artışa işaret ediyor ve Haziran ayında kaydedilen 87 milyar dolarlık rekor aylık artışı takip ediyor. Son iki yılda, yatırımcıların borçlanması %67 oranında artarak hisse senedi piyasalarının kendisinden daha hızlı bir büyüme gösteriyor.

    Enflasyona göre düzeltildiğinde kredi borcu, 2021’deki zirvenin biraz altında kalsa da, GSYİH’ye oranıyla 2000’deki Dot-Com dönemi de dahil olmak üzere yakın tarihteki tüm zirveleri geride bırakıyor. Bu durum, hisse senetlerini yukarı taşıyan rallinin borç parayla desteklendiğini ve piyasa istikrarı için potansiyel bir risk oluşturduğunu gösteriyor. Olası bir piyasa gerilemesinde, bu kaldıraçlı pozisyonlar zorunlu satışları tetikleyerek kayıpları artırabilir ve bir düşüşü hızlandırabilir.

    ABD Mali İstikrarı İçin Büyük Tehdit

    ABD’nin kredi notu, AA+ seviyesinde kalmaya devam ediyor. Ancak bu istikrar, yönetimin gümrük tarifesi politikalarının önemli gelirler sağlamaya devam edeceği varsayımına dayanıyor. S&P Global, notu teyit ederken, tarife gelirlerinin yeni vergi kesintileri ve harcama artışlarının mali etkilerini dengeleyeceğini öngörüyor.

    Ancak, bu mali görünüm şu anda bekleyen bir mahkeme davası nedeniyle risk altında. ABD Temyiz Mahkemesi, yönetimin “karşılıklı tarifelerinin” Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası uyarınca yasal olup olmadığını inceliyor. Eğer mahkeme, yönetimin aleyhine karar verirse, tarife gelirlerinin aniden ortadan kalkması, S&P ve Kongre Bütçe Ofisi’nin güvendiği gelir akışını sarsabilir. Adalet Bakanlığı, tarifelerin kaldırılması durumunda ortaya çıkabilecek felaket senaryoları konusunda uyarıda bulunarak, milyonlarca kişinin işini kaybedebileceğini ve Sosyal Güvenlik ile Medicare’in bile tehlikeye girebileceğini belirtti.

    Fitch Ratings, S&P’den farklı olarak daha kötümser bir tablo çiziyor. Kredi notunu AA+ olarak teyit etmesine rağmen, Fitch’in projeksiyonlarına göre, yeni vergi kesintilerinin tam olarak yürürlüğe girmesiyle birlikte bütçe açığı 2026 ve 2027’de yeniden artışa geçecek. Bu projeksiyonlar, ABD’nin mali geleceğine yönelik belirsizliği ve tarifeler konusundaki mahkeme kararının kritik bir değişken olduğunu gösteriyor.