KoinMedya

Blog

  • Microsoft’ta İsrail Protestosu: Brad Smith’in Ofisi Basıldı

    Microsoft’ta İsrail Protestosu: Brad Smith’in Ofisi Basıldı

    ABD’nin Redmond kentinde bulunan Microsoft genel merkezi, pazartesi günü beklenmedik bir protesto eylemine sahne oldu. ‘No Azure for Apartheid’ adlı aktivist grup, aralarında eski ve mevcut çalışanların da bulunduğu protestocularla birlikte şirket başkanı Brad Smith’in ofisini bastı.

    Eylemciler, İsrail’e verilen siber güvenlik ve bulut bilişim desteğinin sonlandırılmasını talep ederken, ofiste Twitch üzerinden canlı yayın açarak “soykırım desteği” suçlamalarını dile getirdi. Grup üyeleri ayrıca Smith’e, “insanlığa karşı suçlar” gerekçesiyle hazırlanan sembolik bir “dava celbi” sundu.

    FBI ve yerel güvenlik güçleri müdahale ederek olaya son verdi. Redmond polisi yedi kişinin gözaltına alındığını ve “izinsiz giriş” suçlamasıyla işlem yapıldığını açıkladı. Microsoft ise yaptığı açıklamada, “barışçıl protesto hakkına saygı duyduklarını” ancak çalışma ortamında güvenliği tehlikeye atan eylemlere izin vermeyeceklerini vurguladı.

    Protestocular, Microsoft’un İsrail ile yaptığı bulut ve siber güvenlik anlaşmalarını hedef alıyor. Guardian’ın daha önce yayımladığı bir rapora göre, Microsoft’un hizmetleri Filistinlilerin iletişim verilerinin işlenmesi ve depolanmasında kullanılıyor. Aktivistler, bunun gözetim ve hedefleme operasyonlarını kolaylaştırdığını öne sürüyor.

    Brad Smith, olay sonrası yaptığı açıklamada, “Demokratik bir ortamda protesto beklenebilir, ancak güvenlik çizgisi aşılmamalı,” dedi.

    Bu eylem, büyük teknoloji şirketlerinin savunma ve askeri kontratları üzerindeki artan baskının son örneği oldu. Geçtiğimiz yıl Google çalışanları da Project Nimbus kapsamında İsrail ordusuna sağlanan bulut hizmetlerini protesto etmiş, en az 28 kişi işten çıkarılmıştı.

    Microsoft’taki son olay, Silikon Vadisi devlerinin savaş bölgelerindeki teknoloji iş birlikleri nedeniyle hem çalışanları hem de kamuoyundan gelen tepkilerle karşı karşıya kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi.

  • Trump, Ukrayna Savaşı İçin “Ekonomik Savaş” Uyarısı Yaptı

    Trump, Ukrayna Savaşı İçin “Ekonomik Savaş” Uyarısı Yaptı

    ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen kabine toplantısında Ukrayna savaşına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin bir araya gelerek savaşı durdurmaması halinde, “ekonomik savaş” başlatmaya hazır olduğunu söyledi.

    “Bu bir dünya savaşı olmayacak ama ekonomik savaş olacak. Ve bu savaş kötü olacak. Rusya için çok kötü olacak,” diyen Trump, diplomatik çabalar sonuç vermezse ağır ekonomik adımlar atacağını vurguladı.

    Trump daha önce göreve gelir gelmez savaşı bitirme sözü vermişti. Ancak yeniden başkan olmasına rağmen, şu ana kadar beklenen ilerleme kaydedilemedi.

    Putin-Zelenskiy zirvesi belirsizliğini koruyor
    Trump’ın 15 Ağustos’ta Alaska’nın Anchorage kentinde Putin ile yaptığı görüşmenin, Putin-Zelenskiy zirvesine zemin hazırlayacağı düşünülüyordu. Ancak aradan geçen bir haftayı aşkın süreye rağmen taraflar hâlâ buluşma tarihi açıklamadı. Kremlin, “gündem hazır değil” diyerek beklentileri geri çevirdi.

    Trump ise iki liderin süreci ağırdan aldığını belirterek, “Herkes pozisyon alıyor. Kimse adım atmıyor,” ifadelerini kullandı.

    Çifte baskı: Tarife hamlesi
    Trump yalnızca Moskova’ya değil, Rusya’dan petrol almaya devam eden ülkelere de gözdağı verdi. Bu kapsamda Hindistan’a uygulanan gümrük tarifeleri %50’ye çıkarıldı. Trump, diğer ülkeleri de benzer yaptırımlarla uyardı ancak Çin gibi büyük alıcılara yönelik adımlar şimdilik masada bekletiliyor.

    Öte yandan Trump, Zelenskiy’ye de eleştiriler yöneltti. Ukrayna liderinin ABD desteğine yeterince minnet göstermediğini savunan Trump, “Zelenskiy de tamamen masum değil, o da sorunun bir parçası” ifadelerini kullandı.

    Trump’ın ekonomik savaş tehdidi, hem Moskova hem de Kiev üzerinde baskıyı artırırken, sürecin önümüzdeki günlerde somut bir zirveyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı merakla bekleniyor.

  • İran’da Kripto İşlemleri Çöktü, Tether Baskıyı Artırdı

    İran’da Kripto İşlemleri Çöktü, Tether Baskıyı Artırdı

    İran’da kripto para akışları, 2025’in ilk yedi ayında 3,7 milyar dolara gerileyerek geçen yıla kıyasla %11 düşüş gösterdi. Özellikle nisan sonrası hızlanan gerileme, haziranda yıllık bazda %50, temmuzda ise %76’lık çöküş ile zirve yaptı.

    Düşüşün arkasında birden fazla kriz bulunuyor. Nükleer müzakerelerin çökmesi ve haziranda İsrail ile yaşanan 12 günlük çatışma, ülke genelinde elektrik kesintilerini artırırken kripto ekosistemine de darbe vurdu. Aynı dönemde İran’ın en büyük borsası Nobitex, 18 Haziran’da 90 milyon dolarlık hack saldırısına uğradı. TRM Labs verilerine göre çatışma öncesinde Nobitex’ten çıkışlar %150 artarken, yatırımcılar fonlarını yurt dışındaki platformlara taşıdı.

    Hack saldırısını üstlenen İsrail bağlantılı “Predatory Sparrow” grubu, sadece fonları çalmakla kalmayıp, Nobitex’in kaynak kodlarını da sızdırarak platformun devlet gözetimiyle bağlantılı rolüne işaret etti. Ayrıca saldırganlar, ele geçirdikleri fonları IRGC (Devrim Muhafızları) göndermeleri içeren adreslere aktardı. Bu durum, saldırının politik amaçlı olduğuna dair şüpheleri artırdı.

    Kriz bununla sınırlı kalmadı. Tether, temmuz ayında İran bağlantılı 42 kripto adresini dondurarak şimdiye kadarki en büyük yaptırımını uyguladı. Adreslerin çoğunun Nobitex ve IRGC ile bağlantılı olduğu öne sürülürken, bu hamle İran’daki stablecoin likiditesini kuruttu. Bunun üzerine yerel borsalar ve rejim yanlısı kanallar, kullanıcıları TRON tabanlı USDT’den çıkmaya ve Polygon üzerindeki DAI’ye geçmeye çağırdı.

    Ağustos ayında İran hükümeti, kripto kazançlarına sermaye kazancı vergisi getiren yeni yasayı onayladı. Böylece ilk kez dijital varlıklar, altın, döviz ve gayrimenkul ile birlikte spekülasyon ve kazanç vergisi kapsamına girdi.

    Öte yandan, Tether aynı dönemde 27 milyon dolarlık USDT’yi de yaptırımlı Rusya merkezli Garantex borsasına bağlı adreslerde dondurdu. Garantex, bu adım sonrası tüm işlemlerini askıya almak zorunda kaldı.

    Analistler, İran’daki gelişmelerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik ve finansal izolasyon boyutuna işaret ettiğini belirtiyor. Kripto piyasaları ise hem rejim politikaları hem de uluslararası yaptırımlar nedeniyle giderek daralan bir likidite sıkışmasına sahne oluyor.

  • KindlyMD, 5 Milyar Dolarlık Fonlama ile Bitcoin’e Yöneliyor

    KindlyMD, 5 Milyar Dolarlık Fonlama ile Bitcoin’e Yöneliyor

    Sağlık sektörü şirketi KindlyMD, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) yaptığı S-3 kayıt başvurusu ile 5 milyar dolara kadar fon toplamak için düğmeye bastı. Şirket, özsermaye, borçlanma araçları ve hibrit menkul kıymetler yoluyla sağlayacağı finansmanı hem Bitcoin hazinesi stratejisi hem de kurumsal faaliyetleri için kullanmayı planlıyor. Bu kapsamda borç ödemeleri, işletme sermayesi, satın almalar, sermaye harcamaları ve hisse geri alımları da gündemde.

    SEC tarafından “Well-Known Seasoned Issuer (WKSI)” statüsünde sınıflandırılan KindlyMD, bu sayede daha esnek biçimde sermaye piyasalarına erişim avantajına sahip. Şirketin hisse dağıtımı Cantor Fitzgerald, Canaccord Genuity ve TD Securities gibi önde gelen kurumlar aracılığıyla yapılacak.

    KindlyMD CEO’su David Bailey, “Nakamoto Holdings ile gerçekleştirdiğimiz birleşme ve 5.744 Bitcoin satın alımımızın ardından bu girişim büyüme planımızın doğal bir sonraki adımı” ifadelerini kullandı. Şirketin birleşme sürecinde 540 milyon dolarlık PIPE anlaşmasıyla BTC aldığı, ayrıca geçtiğimiz hafta da 200 milyon dolarlık dönüştürülebilir tahvil ihraç ederek Bitcoin biriktirmeye devam ettiği biliniyor.

    Bailey, ATM (at-the-market) programının uzun vadede şirketin bilançosunu güçlendireceğini, hissedarlarına değer yaratacağını ve stratejik piyasa fırsatlarını değerlendirmelerine imkan tanıyacağını söyledi.

    Bununla birlikte piyasa tepkisi olumsuz oldu. KindlyMD hisseleri son 24 saatte yüzde 12, aylık bazda ise yüzde 30 değer kaybetti. Analistler, WKSI statüsünün şirkete fonlama avantajı sağlasa da yüksek volatilite ortamında büyük ihraçların ciddi baskı oluşturduğunu belirtiyor.

    KindlyMD’nin agresif Bitcoin stratejisi, MicroStrategy’nin Michael Saylor liderliğinde izlediği yola benzetiliyor. Şirket, halihazırda 632.457 BTC ile dünyanın en büyük kurumsal Bitcoin sahibi konumunda bulunuyor.

    Spartan Group kurucu ortağı Kelvin Koh, KindlyMD’nin hamlesini, kurumsal Bitcoin birikiminin giderek normalleştiğinin bir göstergesi olarak yorumlarken, bu stratejinin ileride altcoin odaklı hazine modellerine de kapı aralayabileceğini vurguladı.

  • Nvidia, AI Çılgınlığında Kaldıraçlı ETF’leri Patlattı

    Nvidia, AI Çılgınlığında Kaldıraçlı ETF’leri Patlattı

    Yapay zekâ (AI) rüzgârı, Wall Street’te kaldıraçlı ETF’lere akını hızlandırdı. Çip devi Nvidia’nın rekor yükselişi, onu kaldıraçlı fon piyasasının en çok işlem gören hissesi haline getirirken, yatırımcılar iki ya da üç katlık günlük fiyat hareketlerine bahis oynuyor.

    Yılın ilk sekiz ayında ABD’de 112 yeni tek-hisse kaldıraçlı ve ters ETF piyasaya sürüldü. Bu rakam, 2024’teki 38 lansmanın neredeyse üç katına denk geliyor. Bugün toplamda 190 fon işlem görüyor ve bunların yarısından fazlası doğrudan ya da dolaylı olarak yapay zekâ odaklı şirketlerle bağlantılı. AI temalı fonların büyüklüğü 17,7 milyar dolara ulaşarak, toplam kaldıraçlı ETF varlıklarının büyük kısmını oluşturdu.

    Öne çıkan fonlardan biri, GraniteShares 2× Long NVDA Daily ETF. Aralık 2022’de faaliyete geçen ürün, kısa sürede 4,56 milyar dolar varlık topladı. Tesla, Palantir ve enerji şirketi NuScale de yeni ETF’lerin odaklandığı AI bağlantılı hisseler arasında yer alıyor.

    Morningstar analisti Bryan Armor, “Kaldıraçlı ETF’ler yatırımcılara büyük kazanç ihtimali sunuyor, ancak riskler de aynı ölçüde yüksek,” yorumunu yaptı. Nvidia hisselerinin bu yıl Çinli rakip endişeleriyle %17 düştüğü günde, GraniteShares ETF’sinin %34 değer kaybetmesi risklerin büyüklüğünü hatırlatıyor.

    Öte yandan kazançlar da dramatik olabiliyor. Geçtiğimiz hafta yapay zekâ talebini öne çıkaran MongoDB’nin hisseleri %23 artarken, yeni Tradr 2× Long MDB ETF’si bir gecede %46 sıçradı.

    ETF ihraççıları da kârlarını artırıyor. Kaldıraçlı ETF’lerin ortalama ücret oranı %0,96 ile sektör ortalamasının (%0,54) oldukça üzerinde. Buna rağmen, yatırımcılar AI fırsatına erişim için yüksek maliyetleri göz ardı ediyor.

    Tradr ETF’lerinden Matt Markiewicz, özellikle AI veri merkezlerinin enerji tüketimini artırmasıyla enerji hisselerine bağlı kaldıraçlı ürünlere olan ilginin yükseldiğini söyledi. Bu, yatırımcıların sadece yazılım ve çip üreticilerine değil, AI ekosisteminden fayda sağlayabilecek tüm sektörlere yöneldiğini gösteriyor.

    Sonuç: Nvidia’nın güçlü bilançoları ve AI dalgası, Wall Street’te kaldıraçlı ETF piyasasını adeta ateşledi. Ancak uzmanlar, bu ürünlerin “yüksek getiri kadar yüksek risk” içerdiği konusunda uyarıyor.

  • Rapor: Ukrayna Kaybettiği Milyarlarca Dolarını Düzenleme ile Geri Kazanılabilir

    Rapor: Ukrayna Kaybettiği Milyarlarca Dolarını Düzenleme ile Geri Kazanılabilir

    Ukrayna, kripto paralarla bağlantılı suç faaliyetleri nedeniyle bütçesinde milyarlarca dolarlık gelir kaybına uğruyor. İngiltere’nin önde gelen savunma ve güvenlik düşünce kuruluşu Royal United Services Institute (RUSI) tarafından hazırlanan ve kamu-özel sektör iş birliğine odaklanan yeni rapora göre, uygun denetim mekanizmalarının devreye alınması halinde savaşla yıpranmış ülke 10 milyar dolar veya daha fazlasını geri kazanabilir. Kyiv Independent’ın aktardığı bulgulara göre, yolsuzluğa bulaşmış yetkililerden sıradan suçlulara, hatta Rus ordusuna kadar pek çok aktör Ukrayna’nın “Vahşi Batı” görünümündeki düzenlenmemiş kripto piyasasını kendi çıkarları için kullanıyor. Rapor, düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesinin kolluk kuvvetlerinin suçluları daha hızlı tespit etmesini, kara para aklamanın önüne geçilmesini ve kripto borsalarından yıllık 200 milyon doların üzerinde vergi geliri elde edilmesini sağlayabileceğini vurguluyor.

    Kripto sahipliğinde dünyanın en yüksek oranlarından birine sahip olan Ukrayna, hâlen dijital varlıklar için kapsamlı bir yasal çerçeveye sahip değil. Aslında Şubat 2022’de, Rusya’nın işgalinin hemen öncesinde, “Sanal Varlıklar Hakkında” yasa kabul edilmişti. Ancak gerekli vergi düzenlemeleri yapılmadığı için bu yasa yürürlüğe girmedi. Ülkenin Avrupa Birliği’ne katılım süreci kapsamında yürütülen “Ukraine Facility Plan” programı çerçevesinde onlarca reformdan biri, AB standartlarına uyumlu kripto yasasının bu yılın son çeyreğine kadar hayata geçirilmesini öngörüyor. Ancak AB’nin “Markets in Crypto Assets” (MiCA) düzenlemesini Ukrayna hukukuna entegre edecek iki ek yasa tasarısı hâlen değerlendirme aşamasında.

    RUSI raporunda Ukrayna’ya özgü bazı riskler de öne çıkıyor. Bunların başında kayıt dışı tezgâh üstü (OTC) işlemler, kriptonun Rus ordusu için yaptırımlı ürünlerin tedarikinde kullanılması ve “money mule” (hesap kiralama) yöntemleri geliyor. Savaşın başlamasının ardından Ukrayna Merkez Bankası’nın (NBU) sermaye çıkışını engellemek için getirdiği kısıtlamalar, kripto kullanımında patlamaya yol açtı. Bu ortam, halk arasında “drop” olarak bilinen, genellikle maddi sıkıntı yaşayan kişilerin banka hesaplarını suçlulara küçük bir ücret karşılığında açması şeklinde işleyen para aklama yöntemlerini yaygınlaştırdı. Bazı durumlarda, hesap sahiplerinin dolandırılarak neye alet olduklarını bile bilmedikleri ortaya çıktı. RUSI’nin uzman tahminlerine göre, sadece bu “drop” faaliyetleri Ukrayna devlet bütçesine her ay yaklaşık 1 milyar grivna (yaklaşık 24 milyon dolar) zarar veriyor.

    Raporda ayrıca, Rus aktörlerin hibrit savaş stratejisinin bir parçası olarak OTC platformlarını aktif biçimde kullandığı, Telegram gibi sosyal medya kanallarında Ukraynalı askerlere kripto ile sentetik uyuşturucu satışı yapıldığı öne sürüldü. RUSI, OTC pazarlarının yeterince düzenlenmemesinin Ukrayna’nın hem finansal istikrarını zayıflatacağını hem de uluslararası ortakları nezdinde güvenilirliğini azaltacağını belirtiyor. Uzmanlara göre, güçlü bir düzenleyici çerçeve ile Ukrayna, savaş nedeniyle zaten sarsılmış bütçesine milyarlarca dolarlık ek gelir sağlayabilir ve Batı’dan gördüğü desteği sağlamlaştırabilir.